Dünyada sanayileşme, fosil yakıt kullanımı ve ormansızlaşma gibi faktörler sebebiyle atmosferdeki karbondioksit oranı her geçen yıl rekor seviyelere çıkmaktadır. İklim krizinin yıkıcı etkilerini azaltmak için bilim dünyası, karbon salınımını azaltmanın yanında, salınmış olan gazları geri toplamayı amaçlayan teknolojiler üretmektedir. Çevre literatüründe Karbon Yakalama, Kullanma ve Depolama (CCUS) olarak adlandırılan bu ileri mühendislik yöntemi, küresel ısınmayı sanayi öncesi dönemin 1.5°C üzerinde tutma amacının en önemli araçlarından biri olarak bilinmektedir.
Gazlar Doğrudan Yer Altındaki Kayaçlara Hapsediliyor
Karbon yakalama sistemleri genel olarak iki farklı teknikle faaliyet göstermektedir. İlk yöntem olan kaynağında yakalama, çimento, demir-çelik fabrikaları veya enerji santrallerinin bacalarına konulan özel kimyasal filtreler ile gazın atmosfere karışmadan önce ayrıştırılmasını sağlamaktadır. Diğer teknik olan doğrudan hava yakalama (DAC) sisteminde ise büyük fanlar aracılığıyla atmosferdeki hava emilmekte ve içindeki karbondioksit molekülleri katı ya da sıvı emicilerle tutulmaktadır.
Ayrıştırılan bu saf karbondioksit gazı, yüksek basınçla birlikte sıvılaştırılarak boru hatlarıyla yerin kilometrelerce altındaki eski petrol kuyularına veya tuzlu su tabakalarına gönderilir. Gaz, burada bulunan bazalt kayaçlarıyla reaksiyona girerek zaman içinde taşlaşarak kalıcı olarak hapsedilir.
Yüksek Kurulum Maliyetleri ve Enerji İhtiyacı Teknolojinin Yaygınlaşmasını Zorlaştırıyor
Karbon yakalama teknolojisi, iklim kriziyle mücadele konusunda devrimsel bir potansiyel sunsa da küresel anlamda benimsenmesinin önünde önemli ekonomik ve lojistik engeller yer almaktadır. Havadan karbonu süzüp yer altına pompalamak çok yüksek miktarda enerjiye neden olduğu için tesislerin çalışması maliyetleri yükseltmektedir.
Ek olarak bu tesislerin oluşturulması ve işletilmesi büyük yatırımlar gerektirdiğinden, karbon vergileri veya devlet teşvikleri bulunmadan ticari bir kazanç modeline dönüşmesi güçleşir. Uzmanlar, bu teknolojinin tek başına küresel ısınmayı durduramayacağını, fosil yakıt kullanımının tümüyle terk edilmesiyle beraber destekleyici bir faktör olarak kullanılması gerektiğini belirtmektedir.



