Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki döneme ilişkin büyüme, enflasyon, istihdam ve cari denge hedeflerini açıkladı. Yılmaz, 2025’te yüzde 3,7 büyüyen ekonominin 2026’da yüzde 3,3 büyümesinin beklendiğini, Orta Vadeli Program döneminde büyümenin kademeli olarak güçlenerek 2029’da yüzde 5’e ulaşmasının öngörüldüğünü söyledi.

Yılmaz, Elazığ’da düzenlenen Türk İş Dünyası Konfederasyonunun 27’nci İş Dünyası Zirvesi’nde yaptığı konuşmada küresel ekonomide artan belirsizliklere rağmen Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını koruduğunu ifade etti.

Kişi Başına Gelirde 20 Bin Dolar Hedefi

Yılmaz, 2026 yılında milli gelirin 1,8 trilyon doları, kişi başına gelirin ise 20 bin doları aşmasının beklendiğini belirtti.

Enflasyonun Ağustos 2026 itibarıyla yüzde 31,5 seviyesinde bulunduğunu aktaran Yılmaz, para, maliye ve gelirler politikalarının eş güdüm içinde uygulanmasıyla enflasyonun yeniden tek haneli seviyelere indirilmesinin hedeflendiğini söyledi.

Program döneminde cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 2,6’dan yüzde 1,6’ya, işsizlik oranının ise yüzde 8,1’den yüzde 7,6’ya gerilemesinin öngörüldüğünü belirten Yılmaz, yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulmasının hedeflendiğini kaydetti.

Kritik Alanlarda Dışa Bağımlılık Azaltılacak

Yılmaz, 2027-2029 Orta Vadeli Programı’na dahil edilen ekonomik güvenlik yaklaşımıyla Türkiye’nin küresel risklere karşı daha dayanıklı hale getirilmesinin amaçlandığını ifade etti.

Pasifik Teknoloji’den 1,2 Milyarlık Zarara Karşı Çifte Savunma: Titra Sahada, Kasadan 500 Milyonluk Hisse Kalkanı
Pasifik Teknoloji’den 1,2 Milyarlık Zarara Karşı Çifte Savunma: Titra Sahada, Kasadan 500 Milyonluk Hisse Kalkanı
İçeriği Görüntüle

Önceliklerinin kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltmak, stratejik kapasiteyi güçlendirmek ve ekonominin çoklu şoklara karşı direncini artırmak olduğunu belirten Yılmaz, üretim, yatırım ve verimlilik kapasitesinin de yükseltileceğini söyledi.

Enerji ve Gıda Arz Güvenliği Öne Çıkacak

Enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğinin stratejik önem taşıdığını vurgulayan Yılmaz, yerli kaynakların üretime kazandırılması, enerji çeşitliliğinin artırılması ve depolama kapasitesinin güçlendirilmesi için çalışmaların süreceğini belirtti.

Yeşil dönüşümün yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda rekabetçilik politikası olarak ele alındığını söyleyen Yılmaz, düşük karbonlu üretim, enerji verimliliği ve temiz teknoloji yatırımlarının önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacağını ifade etti.

Yılmaz, tarım ve gıda sektörünün de stratejik önemde olduğunu belirterek gıda arz güvenliği, yerli üretim kapasitesi ve kritik girdilerde dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik politikaların sürdürüleceğini kaydetti.

COP31 için Hazırlık Mesajı

Cevdet Yılmaz, bu yıl Türkiye’de yapılacak COP31 toplantısının enerji dönüşümü ve yeşil ekonomi perspektifinin uluslararası alanda ortaya konulması açısından önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.

Kritik mineraller, nükleer enerji, hidrojen teknolojileri ve enerji sektöründe kullanılan stratejik girdilerin yerlileştirilmesi alanlarında Ar-Ge ve üretim kapasitesinin geliştirileceğini belirtti.

Terörün Ekonomik Maliyeti 2,3 Trilyon Dolar Olarak Hesaplandı

Yılmaz, terörün Türkiye ekonomisine son 40 yıldaki doğrudan ve dolaylı maliyetini en az 2,3 trilyon dolar olarak hesapladıklarını söyledi.

Güvenlik risklerinin azalmasıyla özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yatırım, üretim, istihdam ve girişimciliğin daha güçlü şekilde gelişebileceğini ifade eden Yılmaz, bölgesel kalkınmayı destekleyen politikaların sürdürüleceğini belirtti.

Tarım, sanayi, turizm ve hizmet sektörlerinde bölgelerin kendi potansiyellerine göre uzmanlaşmasının destekleneceğini kaydeden Yılmaz, ulaşım, lojistik, dijital altyapı ve enerji yatırımlarıyla yatırım ortamının güçlendirileceğini söyledi.

Kaynak: DHA