Yaşımız ilerledikçe cildimizde bazı değişiklikler gerçekleşir. Bu değişiklikler zamanla kırışıklıkların meydana gelmesine neden olur. Genetik özellikler, güneş ışınları ve çevresel etkenler de bu değişikliklerin hızlanmasına yardım eder.
Cildimizin üstünde koruyucu bir tabaka bulunur. Bu tabakanın altında ise cildimize sıkılık ve esneklik kazandıran kolajen ve elastin adı verilen proteinler yer alır. Vücudumuz yaşlandıkça kolajen ve elastin proteinlerinin üretimi yavaşlar. Özellikle 20 yaşlarından sonra kolajen üretimi her yıl yavaş yavaş azalmaya başlar. Bu durum, cildimizin eski sıkılığını ve esnekliğini kaybetmesine neden olur. Cildimiz bu nedenle kolayca sarkar. Zamanla da kırışıklıklar meydana gelir.
Yaşlandıkça cildimizdeki hücreler de eskisi kadar hızlı yenilenmez. Ölü hücrelerin cildimizin yüzeyinden uzaklaşması yavaşlar. Bu durum cildimizin daha mat görünmesine ve kırışıklıkların daha belirgin hale gelmesine yol açabilir.
Cildimizin altındaki yağ tabakası da zamanla incelir. Yağ dokusunun azalması, cildimizin dolgun görünümünü kaybetmesine neden olur.
Güneş ışınları, cildimizin erken yaşlanmasının en önemli nedenlerinden biridir. Özellikle uzun süre güneşte kaldığımızda, cildimizin yapısı olumsuz etkilenir. UVB ışınları cildimizin üst katmanındaki hücrelere zarar verebilir. UVA ışınları ise daha derine inerek kolajen yapısını bozar. Bu nedenle cildimiz zamanla sertleşir, esnekliğini kaybeder ve kırışıklıklar daha erken ortaya çıkabilir.



