Ahmet KÖPRÜLÜ'nün 27 Mayıs 2023 tarihli yazısı

Son yıllarda Türkiye’de ekonomik ve siyasi sorunlar öne çıkmakta,  kamunun işleyişindeki sorunlar ise “ikincil” olarak kabul görmektedir. Kamuda özellikle dosya yükündeki artış ile yargı kurumları dikkati çekmektedir. Yargıdaki dosya yükü yıllardır tartışılan, her yargı yılı açılışındaki törenlerde en üst düzeyde dillendirilen bir sorundur. Adliye binalarının fiziksel olarak büyümesine ve yargıdaki personel sayısının artmasına rağmen yargıdaki dosya sayısı son yıllarda rekor derecede artmıştır. İcra davaları, çek ve senetle yapılan ve alacak-verecek ilişkisi üzerindeki uyuşmazlıklar sonrasında açılan davalara mahkemeler ve mesailer yetmemektedir. Piyasada likidite sıkıntısı ile artan çek/senet kullanımı bir taraftan da borçlanmayı kışkırtmakta ödememe halinde işletmelerin batmasına, işten çıkarmalara, icra davalarına, psikolojik, ekonomik ve sosyal sorunlara neden olmaktadır.

Kambiyo senetlerinin bir türü olarak Türk Ticaret Kanunu’nun 780-823 maddeleri arasında düzenlenmiş bulunan çek, önemli bir ödeme aracı olup özellikle ticari hayatta tacirler ve esnaflar arasında sıklıkla kullanılmaktadır. Çekin karşılıksız çıkması sonucunda alacaklının kambiyo yoluyla icra takibi gibi hakları olsa da 15/07/2016 tarihinde Çek Kanunu’nda yapılan değişiklikle birlikte alacaklılara başka hukuki imkanlar da tanınmıştır. Ancak Türkiye'de çek, “ileri vadeli çek uygulaması” nedeniyle fiilen bir “ödeme aracı” olmaktan uzaklaşmış, bono gibi “kıymetli evrak” haline gelmiştir.

Daha evvel Çek Kanunu’nda karşılıksız çek düzenleme suçu mevcutken daha sonra bu olgu suç olmaktan çıkarılmış ancak uygulamada ortaya çıkan boşluktan dolayı birçok kişi mağdur olmuş bu sebeple yeniden çek kanunu kapsamında yapılan değişiklikle, karşılıksız çek düzenlemek bir suç olarak hüküm altına alınarak adli para cezası, hapis cezası, gibi birtakım yaptırımlar öngörülmüştür.

Tüm yaptırımlara rağmen, kötü niyetli ya da bilinçsiz kullanım nedeniyle Yargının yükünü önemli ölçüde artıran ekonomik suçlar arasında “Çek davaları” öne çıkmaya devam etmektedir. Yapılan düzenlemelerle kısmen bankalara ağır yaptırımlar yüklense de çek kullanımından kaynaklanan uyuşmazlıkların önü kesilmemiştir. Birçok  Avrupa ülkesinde, çekin karşılığının hesapta bulundurulmaması idari yaptırıma bağlanmışken Türkiye’de “muhatap”, “karşılık” ve “yer” üzerinden doktrinel tartışmalar yapılmaktadır. Ülkemizde adına kanun çıkarılan “Çek” kullanımı ile ilgili “boş” çek sayfası bile yargının konusu olabilmekte, Çek iptali için açılan davalar yargının yükünü artırmaya devam etmektedir. Aynı şekilde sahte ve tahrif edilmiş çeklerle ilgili açılmış davalar da dosya yükünü artırmaktadır.

Sadece Çek’te değil kırtasiyeden alınan senet makbuzları ile alışverişlerde, ticarette senetle borçlanmalar artmış, çocuklarını dersaneye, özel okullara yazdıran aileler eğitim harcamalarında bile senetler imzalamak zorunda kalmışlardır. Senet kullanımı ülkemizde zaman zaman adli ve kriminal inceleme/soruşturma konusu bile olmaktadır.

Günümüz teknolojik ortamında Çek ve Senet giderek anlamsızlaşmış, anlaşmazlıkların artmasına, ticaret ve hukukun üstünde bir yük halini almaya devam etmektedir. Aynı zamanda ekonomik olarak herkesi birbirine borçlu hale getirmekte bunun ekonomik olmasının da üzerinde toplumsal, sosyolojik ve psikolojik yansımaları intiharlar, aile faciaları ve boşanmalar gibi acı tablolar olmaktadır.

Fiziki çek ve senedin kaldırılması halinde piyasada, ticarette yaşanabilecek olaylar senaryolaştırılırsa ilk akla gelen öngörü; “ticaretin duracağı” yönünde olacaktır. Evet ticarette bir şok durumu yaşanacaktır ancak belli bir süre sonra “stabilizasyon” noktasına varılacaktır. Günümüzün modası “Ekonomik suça ekonomik ceza” gibi söylemler ise sadece kötü niyetli yaklaşımları cesaretlendirmekle kalmaz yeni yargısal düzenlemeleri de ihtiyaç olmasına neden olur. Bu noktada Yargıdaki 25 milyona yakın olduğu belirtilen dosya yükünün büyük bir bölümünün icra davaları olduğu düşünüldüğünde radikal çözümlere ihtiyaç duyulduğu görüşü haklılık kazanacaktır.

Yapılacak şey basittir; tüm tepkileri, siyasi ve ekonomik sonuçları göze alınarak, ticari işlevini kaybetmiş, “borçlandırıcı” bir nitelik haline dönüşmüş olan ve son derece karışık ve tartışmalı Çek Kanunu “mülga” haline getirilmeli, bilinçsiz kullanım ve sahtecilikleri önlemek adına  “elektronik-çek” yani “E-çek”e geçilmelidir. Bununla ilgili teknolojik altyapı günümüzde fazlasıyla mevcuttur. Senet kullanımı da kırtasiyede satılan bir kağıt parçası olmaktan çıkarılmalı limiti artırılarak ancak noterde yapılabilecek alımlarda sözleşme düzeyinde uygulanmalıdır.