Hüseyin ALPASLAN'ın 7 Ağustos 2026 tarihli yazısı: Süngüden Yasa Tasarısına: Milli Beka ve Vicdan
Tarih, yalnızca geçmişte yaşanıp bitmiş vakaların soğuk bir dökümü değil; bugünü anlamamıza, devletin bekasını ve toplumsal huzuru korumamıza rehberlik eden canlı bir birikimdir. Çanakkale Kara Savaşları’nın ikinci safhasını oluşturan Anafartalar ve Conkbayırı muharebeleri, stratejik kırılma noktalarıyla milletimizin kader çizgisinin yeniden çizildiği en kritik eşiklerden biridir.
10 Ağustos 1915 sabahı Conkbayırı’nda Anafartalar Grubu Komutanı Albay Mustafa Kemal’in sevk ve idaresinde gerçekleşen süngü hücumu, yalnızca askeri bir mevziiyi savunmamış; vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü mukaddes bir iradeyle muhafaza etmiştir. Çanakkale’de tecelli eden bu sarsılmaz ruhtan alınan ilham ve güç, çok değil birkaç yıl sonra Millî Mücadele’nin siperlerinde harç olmuş; Amasya’da, Erzurum’da, Sivas’ta ve Sakarya’da bağımsızlık meşalesi olarak yeniden parlamıştır.
Dün Çanakkale siperlerinde ve Kurtuluş Savaşı’nın cephelerinde vatan toprağını namus bilip savunan o irade; son kırk yıldır da PKK terör örgütüne karşı Doğu ve Güneydoğu’nun zorlu dağlarında, sınır ötesinde aynı kararlılıkla nöbet tutmaktadır. Çanakkale’deki Mehmetçik ile Dumlupınar’daki, Cudi’deki, Gabar’daki Mehmetçik aynı mukaddes gaye etrafında kenetlenmiş; bu toprakların birliği ve dirlik içinde yaşaması için canını feda etmekten çekinmemiştir.
Gerek Çanakkale’de gerek Kurtuluş Savaşı’nda Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının en çok üzerinde durduğu husus, "iç cephenin sarsılmazlığı" ve devletin bekası olmuştur. Nitekim bugün toplumsal huzur veya bütünleşme adı altında TBMM gündemine gelen yasal düzenleme tartışmalarını değerlendirirken de bu tarihsel ve milli şuuru merkeze almak şarttır.
Bir yandan toplumsal çatışmaların sonlanması hedeflenirken, diğer yandan atılacak adımların Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısına ve bölünmez bütünlüğüne halel getirmemesi ana esastır. Devletin varlığına, milletin birliğine kastetmiş terör örgütü mensuplarına yönelik uygulanacak olası ceza ertelemeleri veya hukuki esneklikler; adalet duygusunu sakatlamamalı, en önemlisi de Çanakkale’den Kurtuluş Savaşı’na ve terörle mücadeleye uzanan bu mukaddes çizgide can veren şehitlerimizin aziz hatırasını, yetimlerini, ailelerini ve gazilerimizi asla rencide etmemelidir. Şehitlerimizin dökülen kanı ve gazilerimizin fedakârlığı, her türlü siyasi ve hukuki tasarrufun üzerindedir.
Yüz yılı aşkın bir süredir bu topraklarda verilen varlık mücadelesi, bizlere hem vatanı müdafaa etmeyi hem de vicdanı ve adaleti ayakta tutmayı miras bırakmıştır. Geçmişten bugüne uzanan bu sarsılmaz iradeyi özümsemek; devlette liyakati, milli bütünlükten taviz vermeyen duruşu ve şehitlerimizin emanetine sahip çıkan lekesiz bir vefa anlayışını sürdürmektir.