Utku KABAKCI'nın 18 Eylül 2026 tarihli yazısı: Zekâ Yapay, Sorumluluk Gerçek

Sorumluluk, karar almak ve o kararın sonuçlarını göğüsleyebilmek demektir. Üstelik aldığımız kararların sonuçları her zaman yalnızca bizi etkilemez. Bazen başka insanların hayatında da olumlu ya da olumsuz karşılık bulabilir. Bu nedenle, her ne kadar özgürlük üzerine güzellemeler yapılsa da özgürlüğün beraberinde getirdiği sorumluluğun ağırlığını herkes taşımak istemeyebilir. İnsan, karar verme yükünü başkalarına, hatta bir makineye bırakmaya dünden razı olabilir.

Çünkü bir kararın nereye varacağını bilememek, ihtimaller arasında savrulmak ve yanlış bir seçim yapma korkusuyla yaşamak, çoğu zaman kararın kendisinden daha ağır bir yük hâline gelebilir. Tam da bu noktada yapay zekâ devreye giriyor. Önümüzdeki seçenekleri değerlendiriyor, olası sonuçları karşılaştırıyor ve bütün bu belirsizliğin içinden bize bir çıkış yolu göstermeye çalışıyor. Bunu yaptığında yalnızca kafa karışıklığımızı gidermiyor, zihnimizde durmadan dönüp duran kaygıları da bir nebze olsun azaltabiliyor.

Böyle bakıldığında yapay zekânın sunduğu bu kolaylık oldukça cazip görünüyor. Belirsizliğin ortadan kalkması, seçeneklerin bizim için elenmesi ve önümüze daha net bir yol haritası konulması elbette rahatlatıcı. Fakat bizi insan kılan, korkularımıza rağmen harekete geçmemiz, yaptığımız seçimlerin arkasında durmamız, hatalarımızla yüzleşmemiz ve sorumluluk üstlenmemiz değil midir?