Dr. R.Bülend KIRMACI'nın 15 Eylül 2026 tarihli yazısı: Zihnin Kodları...Toplumsal Bellek ve Üretim Süreçlerinin Maksimizasyonu
İnsan performansı bir ölçüde ve belli bir momentte yönetilebilir mi? Bugünkü makalemde bu soruyu analiz etmek istiyorum.
Dolayısıyla ikinci sorumu ekliyor; konuyu açıyorum:
Bu bağlamda üretim sistemleri yeniden düşünülmeli midir?
Ayrıntılı analiz aşağıda gelin birlikte düşünelim;
İnsan, evrendeki en karmaşık varlıklardan biridir.
Kendisini tanımakta zorlanan insanın; kararlarını, davranışlarını, korkularını, beklentilerini ve yönelimlerini bütünüyle açıklayabilmek mümkün değildir.
Buna rağmen insanlık tarihi boyunca hem bireyin hem de toplumun davranışlarını anlamaya yönelik çabalar hiç eksik olmamıştır.
Bu çabaların merkezinde çoğu zaman "zihin" yer alır.
İnsan karar verirken yalnızca mevcut bilgileriyle hareket etmez. Belleği, deneyimleri, alışkanlıkları, korkuları, umutları ve içinde yaşadığı toplumun etkileri de karar süreçlerine katılır.
Bu nedenle insan davranışlarını yalnızca ekonomik çıkarlarla ya da yalnızca rasyonel hesaplarla açıklamak çoğu zaman yetersiz kalır.
Zihin deyince sırada ve yanı sıra kavram bellidir: Bellek!
"Bellek" kavramı da özel bir önem taşır.
Her bireyin kendine özgü bir belleği vardır.
Ancak toplumların da ortak deneyimlerden oluşan bir belleği bulunmaktadır.
Savaşlar, ekonomik krizler, büyük başarılar, travmalar, gelenekler ve kültürel alışkanlıklar kuşaklar boyunca taşınabilir. Bu nedenle yıllar önce bir gazetede yazdığım gibi "toplumsal bellek" kavramı, toplumların davranışlarını anlamak açısından önemli bir açıklama gücü sunmaktadır.
İnsan için konuyu zihin ile açtık belleğe vardık; toplum için konuşurken bellekten kalktık ve:
Peki ya toplumsal zihin? diye sormaya başladık...
Bu kavramın ("toplumsal belleğe" oranla) daha tartışmalı olduğu söylenebilir...
Peki toplumsal zihin büsbütün boş verilmesi gerekli bir alan mıdır?
Değildir, çünkü, toplumların belirli dönemlerde benzer yönelimler göstermesi, ortak refleksler geliştirmesi ve benzer karar kalıpları üretmesi, üzerinde düşünülmeye değer bir soruyu / sorguyu gündeme getirmektedir: Bireylerin toplamından farklı olarak bir "toplumsal zihin" metaforundan söz etmek mümkün müdür?
Toplumsal bellek geçmişin izlerini taşır.
Toplumsal zihin ise an’a ve geleceğe yön veren ortak eğilimleri açıklamaya çalışır.
Tabii, bence!
Ve bence, her ikisine birden çalışmaya (sormaya) değer.
Dahası böyle bir sorgu, yalnızca sosyologları ya da psikologları da ilgilendirmemektedir...
Aynı zamanda üretim süreçlerini yönetenleri, şirketleri, kamu yöneticilerini, sendikaları, siyasal partileri ve eğitim kurumlarını da ilgilendirmektedir.
Çünkü:
Üretimin merkezinde insan vardır.
İnsan performansı ise dikkat, motivasyon, aidiyet duygusu, öğrenme kapasitesi, iletişim kalitesi ve örgütsel kültürden doğrudan etkilenmektedir.
Bu nedenle modern üretim süreçleri giderek daha fazla psikolojik ve sosyal değişkenleri dikkate almak zorunda kalmaktadır.
İşte bu noktada önemli bir soru daha ortaya çıkmakta:
Zihnin kodlarını daha iyi anlayabilirsek üretim süreçlerinde daha yüksek verimlilik elde edebilir miyiz?
Hemen belirtmeliyim ki, bu çalışma / makale, insan üzerinde zorlayıcı, bilinç dışı veya insan onurunu zedeleyen biyolojik müdahaleleri değil; etik, gönüllülük esaslı, sağlık güvenliği gözeten ve insanı merkeze alan performans unsurlarını tartışma amacındadır.
Amaç insanı üretim bandının bir uzantısına dönüştürmek değil; üretim sistemlerini insanın biyolojik, psikolojik ve etik gerçekliğine daha uyumlu hâle getirmektir.
Sınır doğallıktır. Özne insan. İlke insanın onuru ve toplumun refahı!
Kaldı ki 21. yüzyılın temel sorularından biri zaten şudur:
İnsan üretim için mi optimize (!) edilecektir;
yoksa üretim sistemleri insanın psikolojik, biyolojik ve etik sınırlarına göre mi yeniden tasarlanacaktır?
Bu soruya verilecek yanıt yalnızca işletme bilimini değil, insanlığın geleceğe ilişkin değerler sistemini de etkileyecektir.
Ve elbet, bilim insanı özgürce soru sorabilmelidir.
Ama insanlık, verilen cevapların vicdanını da birlikte taşımak zorundadır.
Doktora alanımla da koşutluk oluşturan bu konuya ilerideki makalelerimde devam etmek istiyorum...