Dr. R.Bülend KIRMACI'nın 11 Eylül 2026 tarihli yazısı: Siyasette Aile Terbiyesinin Önemi...

Siyaset bilimi kitapları; ideolojileri, rejimleri, anayasal düzenleri, seçim sistemlerini uzun uzun anlatır.

Liderlik üzerine yazılmış eserlerde ise karizma, hitabet, strateji, örgütlenme becerisi ya da kriz yönetimi gibi kavramlar öne çıkarılır.

Oysa bütün bunların altında çoğu zaman görünmeyen ama belirleyici olan başka bir unsur daha vardır: aile terbiyesi…

Yıllar önce, çok kıymetli bir bilim insanı Prof.Dr. Rıdvan Ege ile yaptığım bir görüşmede kimi konular açılmıştı.

Bir noktada bana dönüp şöyle demişti:

Bakın Bülend Bey, aile terbiyesi çok önemlidir. Siyasette de çok önemlidir. Hele ki bir lideri konuştuğumuzda toplum açısından da bu edim, bu nitelik çok değerlidir…”

Bu sözler aradan yıllar geçmesine rağmen zihnimde kaldı.

Çünkü siyasette gerçek ayrımın çoğu zaman diploma, servet, yabancı dil, hatta önceki kariyer olmadığını, olmaması gerektiğini düşündüm hep.

Asıl mesele; insanın çocukluğunda ne gördüğü, ne öğrendiği, hangi ahlaki sınırlar içinde büyüdüğüdür.

Aile terbiyesi dediğimiz şey yalnızca görgü kurallarından ibaret değildir.

Bir insanın:

Hak yememeyi öğrenmesi,

Akçalı konularda dürüstlüğü,

Emanete sadık kalması,

Başkasının hakkına saygı göstermesi,

Güç eline geçtiğinde ölçüyü kaybetmemesi,

Kadına, çocuğa, yaşlıya ve topluma karşı saygılı olması,

Kamu malını koruması,

Makamını zenginleşme aracı saymaması,

Her türlü sapkınlıklardan uzak durması,

Eleştiri karşısında seviyeyi koruyabilmesi,

gibi temel ahlaki davranışlarının köküdür.

Bugün dünyanın birçok ülkesinde siyaset kurumunun yaşadığı güven kaybının altında yalnızca ekonomik krizler ya da ideolojik çatışmalar yoktur.

Toplumlar aynı zamanda karakter krizi yaşamaktadır.

Çünkü iyi yetişmemiş insanların eline büyük yetkiler geçtiğinde; nepotizm, kayırmacılık, kibir, hoyratlık ve yozlaşma hızla büyüyebilmektedir.

Aile terbiyesi eksikliği bazen kişinin konuşma tarzında ortaya çıkar, bazen devlet yönetiminde iş tutuşunda belirir…

Kimi zaman makam araçlarını kişisel ihtişam aracı gibi kullanmasında, kimi zaman da kendisine oy vermeyen milyonlara karşı kullandığı küçültücü dilde kendini belli eder.

Daha da önemlisi; aile terbiyesi eksikliği, insanın “utanma duygusunu” aşındırır.

Oysa utanma duygusu medeniyetin temel direklerinden biridir.

İnsan hata yapabilir. Her siyasetçi yanlış kararlar alabilir. Ancak önemli olan; gücü sınırsız bir hak gibi değil, topluma karşı sorumluluk olarak görebilmektir.

Siyasette aile terbiyesi almış insanların varlığı bu nedenle çok önemlidir.

Çünkü böyle insanlar genellikle:

Eleştiriye tamamen kapanmaz,

Ve makamı kişisel intikam alanına çevirmezler...

Önemli olan gerçek bir insan gibi kalabilmek, gerçek bir insan gibi davranabilmektir.

Ben bu gerçeği sağ sol demeden yalnızca siyasi gözlemlerimle değil, hayat deneyimlerimle de gördüm.

Zor yıllarımdı

CHP’den ayrılmıştım. Uzun süre çoğu zaman hiçbir maddi karşılık almadan emek verdiğim bu kurumdan kopunca ekonomik olarak da çok zorlanmıştım.

İşte o dönemde, CHP Bilim Y.K. Platformu koordinatörlüğüm sırasında sağlık politikaları konusunda danışılacak otoriteler arasında adını gördüğüm Prof.Dr. Rıdvan Ege bana büyük bir insanlık örneği sergilemişti.

(Aslında ismini çok daha önceden biliyordum. Çocukluğumda geçirdiğim kısa süreli bir rahatsızlık nedeniyle annem beni onun muayenehanesine götürmüştü.)

Yıllar sonra ise, kurucusu olduğu üniversitede bir yıl konuk öğretim görevlisi olarak ders vermem için referansta bulunmuştu...

Yeni evliydik.

Oradan aldığım mütevazı ücretle Balgat pazarına gidip evimizin sebze meyve ihtiyacını karşılayabiliyorduk.

Belki bazıları için küçük bir detaydı bu…

Ama insanın onurunu koruyarak ayakta kalabilmesi açısından çok değerliydi benim için de...

Bu nedenle yıllar sonra cenazesine gidip rahmet dilemek benim için yalnızca bir nezaket değil, bir vicdan borcuydu.

Çünkü gerçek aile terbiyesi yalnızca konuşmalarda değil, davranışlarda ortaya çıkar.

Bir insana zor gününde el uzatabilmek…

Karşılık beklemeden destek olabilmek

Bir insanı ezmeden, küçümsemeden yanında durabilmek

İşte bunlar karakter meselesidir.

Türkiye’nin bugün yalnızca daha iyi ekonomistlere, daha iyi hukukçulara, daha iyi teknokratlara değil; aynı zamanda daha iyi yetişmiş siyasetçilere ihtiyacı vardır.

Siyasette ise içinden yetiştiği ailenin koşulları ne olursa olsun en başta aile terbiyesine önem verilerek yetiştirilen kişilere ihtiyacımız vardır.

Çünkü devlet yönetiminde gerçek kaliteyi belirleyen çoğu zaman budur.