Dr. R.Bülend KIRMACI'nın 1 Eylül 2026 tarihli yazısı: Demokrasinin Taşıyıcısı: Orta Direk

Demokrasinin taşıyıcı unsuru bir yerde "orta direktir".

Gerçekten toplumun dengesi de, çoğu zaman en uçlarda değil, tam "ortada" kurulur.

Öte yandan çoklukla siyaseti etkileyen kişilikleri de üreten bir vaha gibidir orta sınıf.

Orta sınıf tabii kendi içinde de alt, orta, üst gibi kesimlerle ayrılabilir.

Siyasetin dili, ekonominin ritmi ve sosyal hayatın akışı; büyük ölçüde bu kesimin davranışlarıyla şekillenir.

Yukarıda da değindiğim gibi, genelde siyasette ve kitle örgütlerinde, orta direğe mensup bireylerin daha görünür olması tesadüf değildir.

Çünkü bu kesim, hem talep eder hem sorgular.

Hem üretir hem katılır.

Elbette bu mutlak bir durum değildir. Mutlak bir değer hiç değildir.

Toplumun en alt ve en üst gelir ve eğitim kesimlerinden de yetişip gelen bir çok başarı örneği ve öyküsü mevcuttur.

Ve yönetim kademelerinde de toplumun her kesiminden insanlar yer alır. Doğal ve doğru olan da budur...

Ancak deneyimle sabittir ki, kurumsal ve sistemsel açıdan belirleyici ağırlık,

çoğu zaman orta direğin eğilimlerinden, taleplerinden, itiraz veya kabullerinden beslenir.

Dikkat çekici olan şudur:

Toplumun en üst gelir grubunda yer alanlar, sahip olduklarını koruma refleksiyle

sistemle daha uyumlu bir mesafede durabilirler.

En alt gelir grubunda yer alanlar ise,

gündelik hayat mücadelesinin ağırlığıyla, katılım konusunda zaman zaman geri planda kalabilirler.

Bu iki uç arasında,

hayatın en yoğun sınavını veren kesimlerden biri orta direktir.

Orta direk, adı üzerinde ekonomik verilerle, 'sosyalliğin taşınmasıyla'; toplumsal "ortalamanın" temsilcisidir.

Hem kazanmak zorundadır, hem de kaybetmemek.

Risk alır ve "düşerse" hızla toparlanmak zorundadır.

İşte tam bu yüzden,

demokrasinin fiili ve daha görünür nabzı, büyük ölçüde bu damarda, bu kolonda, bu aksta atar...

Orta direk güçlü ise:

*Talep vardır.

*Denetim vardır.

*Denge vardır.

Orta direk zayıflarsa:

*Sesler azalır.

*Katılım düşer.

*Toplum uçlar arasında sıkışır.

Bu sadece ekonomik bir mesele değildir.

Aynı zamanda bir demokrasi meselesidir.

Orta direğin erozyona uğraması,

sadece alım gücünün düşmesi anlamına gelmez;

aynı zamanda temsil gücünün zayıflaması demektir.

Ve temsil zayıflarsa,

demokrasi şeklen var, ruhen eksik hale gelir.

Bu nedenle yapılması gerekenler açıktır:

*Orta direği korumak.

*Güçlendirmek.

*"Erozyona uğramasına" izin vermemek.

Çünkü gerçek şu ki:

Orta direk ayakta kalırsa,

"demokrasinin ayakta kalarak, hayata akarak" ilerleme olanağına katkı sağlar.

Orta direk güçlenirse,

demokrasi derinleşir...

Ve orta direk çökerse

sadece ekonomi değil, demokrasi de zaafa uğrar...

Şimdi gözlerimizi açalım: son yıllarda Türkiye'mizde ekonomik ve eğitim ve katılım anlamında 'orta direk' halkımız güçlendi mi yoksa geriledi mi?

Yoksulluğun yarı çapının giderek büyüdüğü, üst kesimlerin siyasal kayırmacılıkla kendi içinde ayrıca tabakalaştığı bir zeminde bu sorunun yanıtı yazık ki olumlu olamaz...