Dr. R.Bülend KIRMACI'nın 3 Temmuz 2026 tarihli yazısı: Beyin Yakan Fırıldak Ekonomi!
İtiraf edeyim TV izlemiyorum.
Arada sırada maç olursa belki...
Ancak o anlarda bile "araya giren reklamlara" tahammül edemiyorum.
Milletin cebindeki son kuruşu avlamak için ciyak ciyak bağırıyorlar.
Günümüzün dünyası vatandaşı "ambale" etme üzerine kurgulu.
Büyük rekabet, büyük yalanları, büyük göçler, büyük soygunları getiriyor.
Bu nasıl bir çarktır, ona akıl ermiyor!
Ekonomi artık sadece üretim, ticaret ve finans dengeleriyle açıklanmıyor ve açıklanamaz...
Yeni çağın görünmeyen ama en güçlü unsuru, insan zihninin nasıl yönlendirildiği ve nasıl tüketildiğidir.
Bugün bireyler, farkında olmadan yalnızca kazançlarını değil, dikkatlerini de, zamanlarını da "harcamaktadırlar".
Kısa videolar, bitmeyen akışlar ve algoritmalar; insan zihnini sürekli meşgul ederek onu üretimden uzaklaştıran bir döngü yaratmaktadır.
Bu döngü, modern ekonominin en sinsi yüzüdür. Çünkü birey yorulmakta ama üretmemekte, zaman harcamakta ama değer oluşturmamaktadır.
Nicedir üzerine her borç senedinin yazıldığı pasif birer alıcıyız...
Böyle bir yapı içinde verimlilik düşmekte, odak kaybolmakta ve uzun vadeli düşünme yetisi zayıflamaktadır.
Affedersiniz ama aptal yerine koyulmaktayız.
Zayıf toplum, zaaf içinde bireyler, dirayetsiz yöneticiler...
Uzun erimde oynanan sıfır toplamlı bir oyundur.
Buna karşılık, güçlü ekonomilerin temelinde, güçlü zihinler vardır.
Odaklanabilen, analiz edebilen ve sabırla değer üretebilen bireyler; sadece kendi hayatlarını değil, içinde bulundukları toplumun refahını da yukarı taşır.
Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz tablo farklıdır...
Hiperaktif tüketicileriz!
Çünkü, dikkati dağılan, hızlı tüketime alışan ve sürekli uyarılma ihtiyacı duyan bireyler; üretmek yerine tüketmeye yönlendirilmektedir.
Bu da ekonomik sistemin görünmeyen bir handikabı, hatta sosyal tuzağı haline gelmektedir.
Bu nedenle mesele yalnızca bireysel disiplin değildir.
Aynı zamanda eğitimden medyaya, teknolojiden kamu politikalarına kadar geniş bir alanda yeniden düşünülmesi gereken bir süreçtir.
Sonuç olarak, bugün sormamız gereken soru şudur:
Bu düzen gerçekten ekonomik bir gelişme mi sağlıyor, yoksa zihinleri yoran bir fırıldak içinde dönüp durmamıza mı neden oluyor?
Çünkü zihin yorgunsa, düzen de, ekonomi de sürdürülebilir değildir.
Fırıldak bir ekonomideyiz!
Ne zaman eğitimin kalibresi artar o zaman üretimin kalitesi ve bölüşümün zarafeti de artar...
Bilinçli tüketiciler, bilinçli üreticiler kıvamına erişmek dileğiyle...