Mehmet KÜÇÜKEKEN'in 6 Ağustos 2026 tarihli yazısı: Türkiye Ekonomisinin Yeni Yol Haritası: Mehmet Küçükeken'in Makro İktisat Teorileri
Ekonomide kalıcı başarı, günü kurtaran tedbirlerle değil; uzun vadeli vizyon ortaya koyan güçlü fikirlerle mümkün olur. Bugün Türkiye, enflasyonla mücadeleden fiyat istikrarına, cari açığın azaltılmasından üretim ve ihracatın güçlendirilmesine kadar birçok alanda önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Uygulanan ekonomi programı belirli alanlarda sonuç üretmeye başlasa da yapısal sorunların tamamen ortadan kaldırılması için yeni makro iktisat yaklaşımlarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor.
Tam da bu noktada, yaklaşık otuz yıllık akademik araştırmaların ve uygulamalı çalışmaların ürünü olan iktisatçı Mehmet Küçükeken'in geliştirdiği İMECE Modeli, RESMİ Modeli ve Gayrimenkul Odaklı Makro Model, Türkiye ekonomisine farklı bir bakış açısı kazandırabilecek özgün politika önerileri sunuyor. Bu modeller yalnızca teorik bir çalışma olmanın ötesinde, mevcut ekonomi programını tamamlayabilecek ve üretim odaklı büyümeyi destekleyebilecek somut politika araçları içeriyor.
Bugün Türkiye'nin önceliği; enflasyonu kalıcı biçimde düşürmek, faiz-kur-enflasyon sarmalını kırmak, üretimi artırmak, cari açığı azaltmak ve yatırım ortamını daha güçlü hale getirmek olmalıdır. Mehmet Küçükeken'in makro iktisat teorileri tam da bu hedeflere odaklanıyor. Bu yönüyle söz konusu çalışmaların ilgili kamu kurumları tarafından bilimsel açıdan değerlendirilmesi, pilot uygulamalarla test edilmesi ve başarılı sonuç veren politika önerilerinin vakit kaybedilmeden uygulamaya alınması ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayabilir.
İMECE Modeli (ÜRETİM MODELİ İÇ DİNAMİKLERİNDE ÇARPAN ETKİSİ OLUŞTURMA İLKELERİ İLE ARTAN İÇ TALEBİN GETİRDİĞİ REFAHIN MAKRO EKONOMİ ÜZERİNDEKİ POZİTİF YÖNLÜ SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME ETKİSİ)’ nin temel yaklaşımı üretimdir. Model, yerli üretim kapasitesini artırmayı, yatırımları teşvik etmeyi, verimliliği yükseltmeyi ve ekonomide güçlü bir çarpan etkisi oluşturmayı hedefliyor. Üretimin arttığı, yatırımların hız kazandığı ve tüketim ile yatırım arasındaki dengenin güçlendiği bir ekonomik yapı; sürdürülebilir büyümenin yanı sıra kalıcı refahın da temelini oluşturacaktır. Üretim arttıkça istihdam genişleyecek, vergi gelirleri yükselecek ve enflasyon üzerindeki arz yönlü baskılar zaman içerisinde azalacaktır.
RESMİ Modeli ise Türkiye'nin yıllardır konuştuğu önemli bir soruna çözüm arıyor. Hane halkının yastık altında tuttuğu altın ve diğer değerli madenlerin güvenli finansal mekanizmalar (özellikle Katılım Bankaları) aracılığıyla ekonomiye kazandırılması, katılım finansının daha da derinleştirilmesi ve yerli tasarrufların üretime yönlendirilmesi bu modelin merkezinde yer alıyor. Böylece yatırımların finansmanı için dış kaynak ihtiyacının azalması, yerli sermaye birikiminin güçlenmesi ve finansal sistemin daha sağlam bir yapıya kavuşması mümkün olabilir.
Gayrimenkul Odaklı Makro Model ise konut sektörüne yalnızca inşaat perspektifinden bakmıyor. Konut üretimini; demir-çelikten çimentoya, mobilyadan beyaz eşyaya, lojistikten bankacılığa kadar onlarca sektörü aynı anda harekete geçiren stratejik bir büyüme motoru olarak değerlendiriyor. Özellikle arsa maliyetleri, finansman giderleri ve üretim süreçlerinde yapılacak yapısal iyileştirmeler sayesinde konut maliyetlerinin düşürülmesi; hem enflasyonla mücadeleye destek verebilir hem de istihdam ve ekonomik büyüme üzerinde güçlü bir çarpan etkisi oluşturabilir.
Bu üç modelin dikkat çeken bir başka yönü ise Türkiye'nin son yıllarda ön plana çıkardığı ekonomik hedeflerle büyük ölçüde örtüşmesidir. Katılım finansının güçlendirilmesi, yastık altındaki tasarrufların ekonomiye kazandırılması, üretim ve istihdamın artırılması, yatırım odaklı büyüme anlayışının yaygınlaştırılması ve ekonominin faiz-kur-enflasyon sarmalından kalıcı biçimde çıkarılması gibi hedefler, Mehmet Küçükeken'in geliştirdiği teorilerin temel yapı taşlarını oluşturmaktadır.
Elbette her yeni ekonomik model gibi bu teorilerin de bilimsel platformlarda ayrıntılı biçimde tartışılması gerekir. Ancak ekonomik tarih bize gösteriyor ki büyük dönüşümler, çoğu zaman yeni fikirlerin cesaretle değerlendirilmesiyle başlamıştır. Bu nedenle Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, üniversiteler ve ilgili kamu kurumlarının ortak çalışma grupları oluşturarak bu modelleri teknik açıdan incelemesi, pilot uygulamalar gerçekleştirmesi ve elde edilen sonuçları kamuoyuyla paylaşması önemli bir kazanım olacaktır.
Türkiye'nin önümüzdeki dönemde ihtiyaç duyduğu şey yalnızca kısa vadeli ekonomik tedbirler değildir. Aynı zamanda üretimi önceleyen, yerli tasarrufları ekonomiye kazandıran, yatırım ortamını güçlendiren ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen yeni nesil makro iktisat politikalarına ihtiyaç vardır. Mehmet Küçükeken'in geliştirdiği makro iktisat teorileri, bu açıdan dikkatle değerlendirilmesi gereken yerli akademik çalışmalar arasında yer almaktadır.
Eğer bu modeller bilimsel analizlerden başarıyla geçer ve uygulanabilir yönleri ekonomi yönetimi tarafından hayata geçirilirse; kalıcı fiyat istikrarına ulaşılması, cari açığın azaltılması, üretim ve ihracat kapasitesinin artırılması, yatırım iştahının güçlenmesi, finansal sistemin derinleşmesi ve hane halkı refahının yükselmesi gibi birçok alanda Türkiye ekonomisine önemli katkılar sunabilir.
Ekonomik rekabetin giderek sertleştiği küresel düzende, yerli düşünceyle geliştirilen politika önerilerini bilimsel zeminde değerlendirmek artık bir tercih değil, stratejik bir gereklilik olarak görülmelidir.
İktisat tarihi bir gerçeği her zaman önümüze çıkarır: Kalıcı refah, ezberleri tekrarlayanların, aynı iktisat model ve yöntemlerini değiştirip değiştirip önümüze koyanların değil; yeni fikirleri bilimsel ölçütlerle geliştirip ülkesinin hizmetine sunabilenlerin eseridir. Türkiye de kendi ekonomik hikâyesini ancak bu anlayışla yeni bir başarıya dönüştürebilir.
Ekonomide değişim zamanı….
Güçlü Ekonomi, Güçlü Türkiye!