Begüm ÖNCÜ'nün 18 Ağustos 2026 tarihli yazısı: İnsanlık Teknolojiye Fazla mı Güveniyor?

Teknoloji artık hayatımızı kolaylaştıran bir araç olmaktan daha çok neredeyse günlük yaşamın her alanınında vazgeçilmez bir unsur haline geldi. Örneğin, navigasyon uygulamaları, bilgi edinmek için kullanılan arama motorları, iletişim ve etkileşim alanı oluşturmak için sosyal medya uygulamaları, online alışverişler ve hatta karar verme mekanizması olarak kullanılan yapay zeka sistemleri bunlardan bazılarıdır. Bu durum önemli bir soruyu gündeme getirmektedir. Günümüzde teknolojiye gerektiğinden fazla mı anlam yüklüyoruz? Buradaki temel sorun teknolojinin gelişimi ya da sağladığı avantajlardan ziyade kişilerin teknoloji karşısındaki tutumudur. Ve en önemlisi kullanım amacı ve limitleridir. Herhangi bir teknolojik araç, insanın yeteneklerini desteklediğinde aslında önemli ölçüde avantaj sağlayan bir yardımcıdır. Malesef günümüzde kişiler düşünme, analiz etme ve karşılaştırma yeteneklerini kullanmayıp tüm düşünme yetilerini tamamen bir makineye bıraktığında teknoloji yardımcı güç olmak yerine asıl karar verici konumuna gelmektedir. Özellikle yapay zekanın yaygın kullanımıyla birlikte bu durum daha görünür hale geldi. Son dönemdeki araştırmalarda, otomasyon yanlılığı olarak ifade edilen bir tanım bulunmaktadır. Kişilerin yapay zeka destekli bilgisayarlardan elde ettikleri analiz ve çıktıları kendi bakış açılarıyla değerlendirmeden, direkt olarak doğru kabul etmeleri ve kullanmaları üzerine ortaya çıkmış bir tanımdır.

Teknolojiye bu şekilde aşırı güvenin başka bir boyutu da hafıza ve öğrenme üzerindeki etkileridir. Teknoloji bu denli her alanda yaygın kullanılmıyorken kişiler telefon numaralarını, adresleri, yol tariflerini veya çeşitli bilgileri ezberlemek ya da yazmak durumundalardı. Ve bu bilgileri hafızalarında tutmak zorundalardı. Bugün ise bu bilgilerin büyük bölümü dijital cihazlarda saklanmaktadır. Bu nedenle ezberlemek ya da yazı yazmak gibi yetiler tamamen yerini dijitale bırakmış durumdadır. Teknolojinin gelişimi ve dijitalleşmeyle birlikte kullandığımız birçok uygulama insanların hayatını kolaylaştırmaktadır. Aynı zamanda önemli ve temel zihinsel kabiliyetlerimizin neredeyse tamamını teknolojiye devretmemize de neden olmaktadır. Bu durum bilişsel yükü dışarı aktarma olarak açıklanmaktadır.

Burada önemli olan ayrım, yapay zeka sistemlerini kullanmak ve destek almakla, yapay zekaya düşünme ve karar alma görevini tamamen bırakma sınırıdır. İnsanların teknoloji karşısındaki sorumluluğu ve sınırları arttıkça özellikle yapay zeka sistemlerine karşı daha mesafeli davranılması avantaj sağlayacaktır. Öte yandan teknolojiye gereğinden az bir mesafede durmakta doğru olmayacaktır. Bu durum aynı zamanda sağlıklı bir iş birliği kurulmasını da engelleyecektir. Örneğin bir doktorun karar destek sistemlerinden hiçbir şekilde yararlanmaması, bir pilotun otomasyon sistemlerini bilinçli olarak kullanmaması veya bir öğrencinin dijital eğitim kaynaklarını tamamen reddetmesi de verimli bir çalışma olmayacaktır.

Teknoloji doğru kullanıldığında güvenli ve fayda sağlayan bir alan meydana getirecektir. Bu nedenle teknolojiyle kurulması gereken ilişki tam güven veya tam güvensizlik şeklinde olmamalıdır. Daha doğru yaklaşım, teknolojiyi güçlü fakat hata da yapabilen bir yardımcı olarak görmek daha doğru olacaktır. Yalnızca bir algoritmanın sonucuna göre hareket etmek yerine, sorgulayan bir yaklaşımın önemi vurgulanmalıdır. Geleceğin teknolojik toplumları, teknolojiye en çok güvenen toplumlar değil, teknolojiye ne zaman güvenmeleri ve ne zaman onu sorgulamaları gerektiğini doğru ayırt edebilen, düşünme ve analiz mekanizmasını koruyabilen toplumlar olacaktır.