Hüseyin ALPASLAN'ın 24 Temmuz 2026 tarihli yazısı: 24 TEMMUZ 1923 LOZAN: MİLLÎ MÜCADELENİN DİPLOMASİ ZAFERİ

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından mağluplara prangalar vuran, Versay, Saint-Germain ve Trianon gibi antlaşmaların adını bugün sadece sararmış tarih yaprakları anıyor. Batı dünyasının "Şark Meselesi" adını verdiği, asırlardır beslediği o habis emelle Türk Milleti’ni Anadolu’dan kazıyıp atma planı olan Sevr ise, imza atanların utancı olarak doğduğu gün ölü bir kâğıt parçasından ibaretti. Bu sömürgeci, kibirli ve hain planları göğsünü siper ederek yırtıp atan, cephede dökülen kutsal kanı masa başında yedi düvele kabul ettiren tek bir abidevi antlaşma, tam 103 yıldır dimdik, sarsılmaz bir iradeyle ayakta duruyor.

Lozan, sığ siyasi polemiklerin ya da ideolojik kamplaşmaların asla gölgeleyemeyeceği, Türk Milletinin kanıyla, canıyla, inancıyla yazdığı askeri bir mucizenin diplomasi kürsüsündeki şahlanışıdır. Unutmamak gerekir ki Türk heyeti Lozan’a Sevr’in ezikliğiyle değil, işgalcileri İzmir’de denize döken, Mudanya Ateşkesi’yle mağlupları önünde dize getiren asil bir özgüvenle gitti. Ankara’nın sarsılmaz iradesini sakatlamak için İstanbul Hükûmeti’ni de masaya davet etme cüretini gösteren İtilaf Devletleri’ne karşı, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın hamlesi yıldırım gibi sert ve net oldu: Saltanat kaldırıldı ve tüm cihana, Türkiye’nin tek ve hakiki temsilcisinin Türk Milletinin bağrından çıkan TBMM olduğu ilan edildi.

İsmet Paşa başkanlığındaki Türk heyeti Lozan’a vardığında, karşısında sadece birkaç devleti değil, adeta sömürgeci tüm cihanın birleştiği diplomatik bir barikatı buldu. İngilizlerin kibirli temsilcisi Rumbold’un dehşet içinde itiraf ettiği gibi, Türkler masaya "Bir elde kılıç, bir elde Misak-ı Milli" ile oturmuşlardı. Açılış töreninde protokolü altüst ederek kürsüye yürüyen ve maruz kalınan asırlık haksızlıkları emperyalistlerin yüzüne haykıran İsmet Paşa, bu çetin kavganın ilk kıvılcımını çakmıştı. Çünkü o masada nefes alan, sadece bir diplomatik heyet değil; cephede binlerce evladını şehit vermiş, 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi'nde destan yazmış ve Büyük Taarruz’da düşmanı toprağından söküp atmış kahraman Türk Milletinin ta kendisiydi!

Kapitülasyonlar, Musul ve İstanbul’un kutsal toprakları gibi istiklalimizi doğrudan ilgilendiren konularda dayatmalara girişen emperyalist odaklara karşı Türkiye, yeri geldiğinde masayı devirmeyi ve yeniden kanının son damlasına kadar savaşmayı göze aldı. 4 Şubat’ta görüşmeler kesildiğinde, Türk Milletinin öz evlatlarından oluşan şanlı ordunun namluları yeniden Boğazlar’a ve düşman hatlarına döndü. İşte bu ölümüne kararlılık, savaşmayı bir daha göze alamayan İtilaf Devletleri’ne diz çöktürdü ve geri adım attırdı.

24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması; asırlık kapitülasyon zincirlerinin parçalandığı, Ermeni devleti hayallerinin tarihe gömüldüğü, işgal ordularının kirli ayaklarının İstanbul’dan ebediyen temizlendiği tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin şeref belgesidir. Bugün 103. yılına ulaşan bu büyük zafer, Mustafa Kemal önderliğindeki istiklal mücadelesinin, batının ve Yunanistan’ın "Megalo İdea" adı verilen Helen rüyalarını sonsuza dek kâbusa çevirdiği tarihi bir dönüm noktasıdır. Lozan, Türk Milletinin esaret kabul etmeyen asil karakterinin ve ebedi hürriyetinin tüm dünyaya vurulmuş asırlık mührüdür!