Hüseyin ALPASLAN'ın 4 Haziran 2026 tarihli yazısı: Yüzyıllık İtiraf: Kaçaznuni’den Paşinyan’a

Tarih, kendisinden ders almayanlar için tekerrürden ibaret bir trajedi sahnesidir; fakat daha da önemlisi tarih, hakikatin er ya da geç kendi düşmanları tarafından bile itiraf edildiği bir mahkemedir. Bunun en somut ve taze örneğini, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı ve uluslararası kamuoyunda yankı uyandıran itiraflarında gördük.
Paşinyan, Ermeni milletinin tarih boyunca büyük güçler (emperyalist devletler) tarafından Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak adına bir "araç" olarak kullanıldığını açıkça beyan etti. Bu açıklama, alelade bir siyasi söylem değil; Batı’nın yüz yıldır beslediği yapay bir tarih anlatısının, bizzat Ermenistan’ın en tepesindeki isim tarafından duvara toslatılmasıdır.
Bir tarihçi olarak kaleme aldığım ve Ermeni iddialarının asılsızlığını bir asırlık arşiv belgeleriyle ortaya koyduğum 622 sayfalık "Ermeni İddialarına Tarihi Reddiye" isimli eserimde, tam olarak bu makro-stratejik tuzağa dikkat çekmiştim. Bizim yıllardır arşiv vesikalarıyla, Meclis-i Vükela kayıtlarıyla ve askeri raporlarla savunduğumuz "Emperyalist devletlerin doğuda bir tampon ve maşa olarak Ermeni komitelerini kışkırttığı" tezi, bugün Paşinyan’ın ağzından dökülen nedamet dolu sözlerle perçinlenmiştir. Kitabımızın ana omurgasını oluşturan argümanlar, günümüzün reel politiği tarafından bir kez daha teyit edilmiştir.
Aslında Paşinyan’ın bu itirafı, Ermeni devlet aklı için bir ilk değildir; bir hafıza tazelemesidir. Tarihini sayfalarını tam 103 yıl geriye, 1923 yılına sardığımızda, Ermenistan’ın ilk Başbakanı Ohannes Kaçaznuni’nin Bükreş’teki Taşnak Kongresi’ne sunduğu o meşhur manifestoyu görürüz. Kaçaznuni, o dönem yazdığı tarihi raporunda aynen şu ifadeleri serdetmişti:
"Çarlık Rusya’sının bizi kendi emelleri için kullanmasına izin verdik. Akılsızca hayallere kapıldık. Barış tekliflerini reddettik ve suçluyuz."
Bir asır önce ilk başbakanın itiraf ettiği bu acı hakikati, bugün son başbakanın yeniden telaffuz etmek zorunda kalması, emperyalizmin değişmeyen karakterini ve Ermeni toplumunun düşürüldüğü tarihsel yanılgıyı gözler önüne sermektedir.
Çarlık Rusya’sının, İngiltere’nin ve Fransa’nın "Şark Meselesi" kapsamında Osmanlı’yı taksim etme planlarında Ermeni komitelerine verdikleri roller, ne yazık ki Anadolu topraklarında asırlarca "millet-i sadıka" olarak yaşamış bir toplumu kendi devletine isyan ettiren bir felakete sürüklemiştir. Kitabımda teferruatıyla işlediğim üzere; yaşanan süreç bir "soy kırım" değil, emperyalist bir kışkırtmanın, savaş şartlarında doğurduğu kaçınılmaz bir mukatele ve asayişi sağlama amaçlı tehcir mecburiyetidir.
Sonuç olarak; Kaçaznuni’nin yüz yıl önceki feryadı ve Paşinyan’ın bugünkü güncel itirafları, ortaya koyduğumuz ilmi ve tarihi hakikatlerin en büyük tescilidir. Ermenistan, diaspora yalanlarının konforlu gölgesinden çıkıp, kendi kurucu ve mevcut liderlerinin bu tarihsel itiraflarıyla yüzleşmelidir. Batı'nın bölgeyi dizayn etmek için ürettiği sahte anlatılar, bizzat Ermeni devlet aklı eliyle tarihin çöp sepetine atılmaya mahkumdur.
(Bu hususta teferruatlı bilgi için bk. Hüseyin Alpaslan, Ermeni İddialarına Tarihi Reddiye, Nobel Bilimsel Eserler, Ankara, 2026.)