Meme kanserinin her yaşta ortaya çıkabileceğini söyleyen Medicana Çamlıca Hastanesi'nden Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Altıntaş, “Meme kanseri, dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) güncel verilerine göre meme kanseri, 186 ülkenin 164’ünde kadınlarda en sık görülen kanser olurken, aynı yıl yaklaşık 2,4 milyon kadın meme kanseri tanısı aldı. Hastalık nedeniyle yaşamını yitiren kadınların sayısı ise 694 bine ulaştı. Meme kanserinin görülme riski yaşla birlikte artarken, hastalık yalnızca ileri yaş kadınlarda görülmüyor” ifadelerinde bulundu.

Doç. Dr.Altıntaş, erken tanının hastalığın seyrinde belirleyici rol oynadığını belirterek, “Meme kanserinde amaç yalnızca hastalığı tedavi etmek değil, hastalığı mümkün olduğunca erken evrede yakalayabilmek. Bunun için kadınların memelerindeki normal görünüm ve yapıyı tanımaları, değişiklikleri önemsemeleri ve yaşlarına ve risk durumlarına uygun tarama programlarını aksatmamaları gerekiyor” dedi.

Kahve Çekirdekleri Nasıl İşleniyor?
Kahve Çekirdekleri Nasıl İşleniyor?
İçeriği Görüntüle

En Bilinen Belirti Memede Kitle

Meme kanserinin en bilinen belirtisi memede ortaya çıkan kitle olduğunu söyleyen Altıntaş, her meme kitlesinin de kanser anlamına gelmediğini söyledi. Memede yeni gelişen veya belirginleşen kitle, koltuk altı ya da memede oluşan şişlik, meme boyut ve şeklinde değişiklik, meme cildinde kalınlaşma veya çökme, meme başında içe çekilme ya da süt dışı özellikle kanlı akıntı gibi bulguların değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Doç. Dr. Mehmet Altıntaş, özellikle ağrısız olduğu için ihmal edilen kitlelere dikkat çekti.

40-69 Yaş Arasındaki Kadınlara İki Yılda Bir Mamografi Uygulanıyor

Meme kanserinde tarama programlarının kişinin yaşına ve risk durumuna göre değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Altıntaş, Türkiye’de toplum tabanlı meme kanseri tarama programı kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi uygulandığını hatırlattı.

Bununla birlikte Altıntaş, ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsü, genç yaşta meme kanseri öyküsü, BRCA1 ve BRCA2 gibi kalıtsal gen değişiklikleri veya genç yaşta göğüs bölgesine radyoterapi alınması gibi durumlarda kişinin standart tarama grubundan farklı değerlendirilebileceğini söyledi.

Doç. Dr. Altıntaş,“Yüksek risk grubundaki kadınlarda mamografiye ek olarak meme ultrasonu ve gereken kişilerde meme MR’ının da değerlendirilmesi öneriliyor. Amerikan Kanser Derneği, yaşam boyu meme kanseri riski yaklaşık yüzde 20-25 ve üzerinde olan veya BRCA1/2 mutasyonu gibi belirli yüksek risk faktörleri bulunan kadınlarda kişiye özel daha yoğun tarama yaklaşımını öneriyor” dedi.

Her Kadın Risk Taşıyor

Altıntaş, meme kanseri riskinin yalnızca genetik faktörlerle açıklanamayacağını belirterek bazı unsurların da tetikleyici rol oynayabileceğine dikkat çekti: İleri yaş, kadın cinsiyeti, ailede meme kanseri öyküsü, bazı kalıtsal gen değişimleri, obezite ve kilo fazlalığı, fiziksel aktivite azlığı, alkol kullanımı, hormonal ve üreme faktörleri ile daha önce göğüs bölgesine ışın (radyoterapi) tedavisi almış olmak.

Doç. Dr. Altıntaş, “Ailesinde meme kanseri olmayan bir kadının risk taşımadığı düşünülmemeli. Risk faktörlerinin bulunmaması meme kanserinin gelişmeyeceği anlamına gelmez. Bu nedenle toplumdaki bütün kadınların yaşlarına uygun tarama programlarına katılması önem taşıyor. DSÖ verileri de meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 80’inin kadın cinsiyeti ve yaş dışında belirgin bir özgül risk faktörü bulunmayan kişilerde ortaya çıktığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Tedavi Seçimi Hastanın Bireysel Özelliklerine Göre Planlanıyor

Meme kanseri tanısı konulduğunda tedavi planının her hasta için aynı olmadığını söyleyen Doç. Dr. Altıntaş, hastalığın evresi kadar tümörün biyolojik özelliklerinin de tedavi seçiminde belirleyici olduğunu söyledi ve sözlerine ekledi:

“Tedaviyi belirlerken tümörün boyutu ve yayılımının yanı sıra hormon reseptörlerinin durumu, HER2 durumu, tümörün biyolojik özellikleri, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu gibi çok sayıda faktörü birlikte değerlendiriyoruz. Bu nedenle meme kanserini tek tip bir hastalık olarak değerlendirmek doğru değil. Günümüzde meme kanseri tedavisinde cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormon tedavileri, hedefe yönelik tedaviler ve uygun hastalarda immünoterapi gibi farklı tedavi seçenekleri kullanılabiliyor. Bazı hastalarda cerrahiden önce uygulanan sistemik tedavilerle tümörün küçültülmesi ve tedaviye verdiği yanıtın değerlendirilmesi de mümkün olabiliyor. Tedavi seçimi, kanserin alt tipine, evresine ve hastanın bireysel özelliklerine göre multidisipliner olarak planlanıyor.”

Meme Kanserinde Erken Tanı için En Önemli Adım Gecikmemektir

Kadınların taramalarını ertelememeleri gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Altıntaş, “Ekim ayı yalnızca pembe kurdelelerin kullanıldığı bir farkındalık dönemi olarak kalmamalı. Kadınların kendi sağlıkları için somut bir adım attığı bir dönem olmalı. Yaşına uygun taramasını yaptırmayan, memesinde fark ettiği bir değişikliği erteleyen veya ailesindeki riskleri değerlendirmeyen kadınların bu ayı bir başlangıç noktası olarak görmesini öneriyorum. Meme kanserinde erken tanı için en önemli adım, gecikmemektir” şeklinde konuştu.

Kaynak: DHA