Tarihçiler, ışığın kırılımı ile renklerin insan zihnindeki algılanış biçimini açıklamak için tarih boyunca geliştirilen renk çemberi modellerini ele almaktadır. Araştırmacılar, Sir Isaac Newton’ın matematiksel tayf analizine dayalı renk çemberi ile Johann Wolfgang von Goethe’nin insan gözünü ve psikolojik algıyı merkeze alan renk kuramının günümüz görsel sanatlar ve tasarım ilkelerine temel oluşturduğunu kaydetmektedir.
Modern renk teorisinin temelleri, Newton’ın beyaz ışığı bir prizmadan geçirerek görünür tayfı oluşturan renkleri dairesel bir düzleme yerleştirmesiyle atılmıştır. Newton, renkleri müzik notaları ve matematiksel oranlarla bağdaştırarak tamamen fiziksel ve ölçülebilir bir sistem oluşturmuştur. Bilim insanları, Newton’ın bu yaklaşımının ışığın dalga boyu ve kırılım özelliklerini temel alarak optik fiziğin doğuşuna öncülük ettiğini belirtmektedir.
Fiziksel Tayftan Psikolojik Algıya Renk Çemberi
Goethe ise Newton’ın mekanik modeline karşı çıkarak rengin yalnızca matematiksel bir ışık dalgası olmadığını, karanlık ile ışığın etkileşiminden doğan duyusal bir deneyim olduğunu savunmuştur. Alman düşünür, geliştirdiği renk tekerleğinde karşıt renkler ile duygusal ve psikolojik bağlar oluşturarak insan gözünün tamamlayıcı renkleri kendiliğinden üretme eğilimini öne çıkarmıştır. Günümüzde tasarımcılar, Newton’ın fiziksel renk ilkelerinden ve Goethe’nin algısal renk çemberinden bir arada faydalanmaktadır.





