Nesrin YARIM ÖZOĞLU'nun 1 Mayıs 2023 tarihli yazısı: 1 Mayıs İşçi Bayramı

Bugün emeğini alın terine karıştıran, evine en helalinden ekmeğini götüren, tırnakları ile kazıdığı rızkı kimi zaman canına mal olan, durmadan çalışan, çok çalışması istendiği kadar çok maaşlar verilmeyen, kimi zaman kendine bahşedilen günde bile çalışan işçinin bayramı. Bugün 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı.

“Başkasının yararına bedenini, kafa gücünü veya el becerisini kullanarak ücretle çalışan kimse” diyor Türk Dil Kurumu (TDK) işçi kelimesinin anlamını açıklarken. Bir nevi dişini tırnağına takıp canı pahasına çalışan da diyebiliriz işçiye. Kimi zaman otoban kenarlarında çiçek ekerken, kimi zaman mevsiminde toplanması gereken meyve sebzeyi toplamak için evini barkını bırakıp tanımadığı bir şehre göç ederken çıkar karşımıza. Kimi zaman da asla oturma ihtimali olmayan biz lüks binanın inşatında... İşçinin tatili uzun uzun anlatılan kâğıtlar üzerindedir. O mutfağındaki tenceresini tatil günleri sayılan günlerde tam verilmeyen mesai ücretleri ile kaynatabilir. Hastalanmaktan korkar, kim bilir çocuğunu hastaneye götüren hep eşi (karısı-kocası) olmuştur. Kimi zaman çocuğunun doğumuna izin alamadığı için gidemeyen, kimi zaman en sevdiği arkadaşının cenazesine katılamayandır işçi. Beyaz yakalılar kadar havası olmayan ismine karşılık emeğini ortaya koyandır.

İlk kez 1856'da Avustralya'da günde sekiz saatlik iş günü için yaptıkları bir yürüyüş ile başlayan daha sonra diğer ülkelerden peş peşe buna benzer itirazlarla devam eden eylemlerin adıdır 1 Mayıs. Şöyle ki; 1 Mayıs 1886'da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bırakmışlar. Chicago'da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katılmış. Luizvil'de (Kentaki) 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürümüş. O dönemde Luizvil'deki parklar, siyahlara kapalıymış. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park'a girmiş. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, “Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu” şeklinde yorumlanmış. Bu gösteriler 1 Mayıs'ı izleyen günlerde tüm harareti ile devam etmiş ve 4 Mayıs'ta kanlı Haymarket Olayı'na yol açmış. Uygulanan yasal baskılarla bu gösterinin tekrarlanması engellenmiş. 14 Temmuz-21 Temmuz 1889'da toplanan İkinci Enternasyonal'de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tüm dünyada "birlik, mücadele ve dayanışma günü" olarak kutlanmasına karar verilmiş.  Zamanla 8 saatlik iş günü birçok ülkede resmen kabul edilmiş. (Bu çalışma saatinin kâğıtlar üzerinde kaldığını maalesef üzerelerek biliyoruz artık.) 1 Mayıs böylece işçilerin birlik ve dayanışmasını yansıtan bir bayram niteliğini kazanmış.

Çalışan kadın bir gazeteci olarak kadın çalışanlara ayrıca değinmek istiyorum. İş hayatının getirdiği zorlukların üstesinden gelerek çalışan aynı zamanda ev işlerinden, çocuk yetiştirmekten sorumlu tutulan tüm kadınlarımızın 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’nı ayrıca kutlarım. Çünkü her ne denilirse denilsin kadın olarak sorumluluklarımız çok daha fazla ve şartlarımız eşit değil. Maalesef ülkemizde kadın olmak iyi bir çalışan olmanın yanında iyi bir anne, iyi bir eş, iyi bir ev hanımı da olmayı getiriyor.

Önümüzdeki seçim vaatleri arasında yer alan 25 yıl evli kalan ev hanımlarına da emeklilik hakkı verilmesi vaadi tam olarak bu düşünceyi destekliyor. Tüm partilerimizden de kadın çalışanlar başta olmak üzere işçilerin haklarının iyileştirilmesi ve çalışma şartlarının düzene girmesi adına vaatler bekliyorum. Çünkü bu ülkenin büyük yükünü çeken işçiler, en iyi yaşam koşullarını hak ediyorlar.

Ve son olarak yokmuş gibi düşünülen aslında çalıştırılması yasak olan ve çalışmak zorunda kalan/bırakılan tüm çocuklarımızın da güvence altına alınmasını, yaşıtları ile aralarında eşitsizliğin ortadan kaldırılmasını temenni ediyorum.

Tüm çalışan kadın, çocuk, erkek emekçilerimizin 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’nı kutluyorum.