Nesrin YARIM ÖZOĞLU'nun 19 Mayıs 2023 tarihli yazısı: Ey Türk Gençliği!
Ne der büyüklerimiz, “Her şey gençkken güzel, kıymetini bilin.” Sahi her şey gençken mi güzel? Gençler kıymetini biliyor da gençliğini yaşayabiliyor mu? Kimi gençlerin hak ettiği gibi yaşamadığını düşünüyor, kimi kendi zamanı ile karşılaştırıp şimdiki gençleri şanslı buluyor. Peki ya gençlik ne düşünüyor?
Geçtiğimiz hafta çekişmeli geçen bir seçim maratonundan geçtik. Seçim, bilindiği üzere ikinci tura kaldı. Siyasetçiler tekrar seçmenini ikna yoluna gidecek. Bu sefer daha çok çalışmaları gerekecek. Atlattğımız seçim yarışında da şimdi de adayların üzerinde durduğu ana seçmen gençlerdi. Gençlerin oyu her aday için fazlası ile kıymetli. Peki genç seçmenleri ikna etmeye çalışırken gençlerin endişeleri, talepleri ve kaygıları üzerine kaçının sağlam vaatleri oldu? Bence hiçbirinin... “Gençleri dinliyoruz” dediler, “Gençlik önemli” dediler ama gençleri rahatlatacak vaatleri sıralayamadılar.
Evet gençlik önemli, kıymetli. Bir ülkenin geleceğinin teminatı. Ama gençlik kaygılı, endişeli, hayata karşı yorgun. Düzene girmeyen sınav sistemlerinden, maddi kaygılarla geçen üniversite yıllarından, üniversite bitince atanamamaktan, iş bulamamaktan, liyakatsizlikten, kayırmadan yorgun. Aldığı eğitimlerin, sertifikaların karşılığında bulduğu işte asgari ücrete, uğradığı mobbinge rağmen pes edememekten, işsizlik endişesinden, bir yuva kuramamaktan yorgun. En güzel üniversite çağlarında bırakın şehir şehir, dünya dünya gezmeyi bir kahve içememekten yorgun. Anlayacağız, gençlerin yükü çok, hayata karşı yorgun. Peki hangi vaat bu yorgunluklarını geçirebilir?
Birçok araştırmaya göre de gençler hem mutsuz hem de kaygılı. Bir ülkenin geleceği olan gençlerine yazık ediyoruz. Gençleri; yarınını göremeyen, öz güvensiz, geleceğinden endişesi olan insanlar olarak toplumda yapayalnız bırakıyoruz. Hayallerine kulak veremiyoruz, versek bile gerçekleştirmelerine olanak veremiyoruz. Birçok gencin hayali yurt dışına çıkabilmek ve orada kalabilmek. Bunun önüne geçemiyoruz.
Her başarısını, her zaferini çocuklara ve gençlere armağan ederek tüm dünyaya yeni neslin kıymetini ispat eden ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, itilaf devletlerinin işgaline karşı Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkıp kurtuluş mücadelesini başlattığı 19 Mayıs 1919 gününü de bu ülkenin Türk gençlerine armağan etmiştir. Gençliğin kıymetini her sözünden anladığımız Atatürk, bütün bir milli mücadeleyi anlattığı Nutuk’un son bölümünü de gençlere ayırmıştır.
"Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız" diyen Ataürk, Gençliğe Hitabe’de ''Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir'' diyor ve birbirinden kıymetli satırları peşpeşe sıralıyor. Mutlaka kısa bir sürenizi ayırıp Gençliğe Hitabe’yi okumanız, her satırında kendinize tekrar gelmeniz gerekiyor.
Unutmayın, gençler mutsuz, daha önemlisi umutsuz. Giden gençlikleri. İşte o yüzden gençliğe çok şey borçluyuz.
"Sizler, yeni Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız da beni izleyeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği amaca, bizim yüksek ülkümüze durmadan, yorulmadan yürüyecektir." M. KEMAL ATATÜRK