Sevdenur NAMALAN'ın 4 Nisan 2023 tarihli yazısı: Kültür endüstrisi
Alman toplumsal kuramında oluşan "Frankfurt Okulu", Frankfurt Üniversitesinde 1923’te Marksist kuram çalışmaları amacıyla kurulan Toplumsal Araştırmalar Enstitüsünde (Institut fur Zozaialforschung) bir grup entelektüel ve özgün bir toplum kuramını belirtmek için kullanıldı. 1930'da Horkheimer'ın enstitü yöneticiliğine gelmesiyle ve onun ilk yazılarıyla şekillenen kuram, 1970'lerde Habermas'ın çalışmalarına kadar devam etti. Kültür ve toplum kuramlarına eleştirel bakışla yaklaşan Frankfurt Okulunun temel kuramı "toplumsal düşünce üslubu ve eleştirel kuram”dır.
Frankfurt Okulu araştırmacılarının (Horkheimer, Benjamin, Adorno, ve Marcuse) temel kaygılarından biri, ilk başta Horkheimer ve Adorno’nun “kitle kültürü” olarak adlandırdıkları anlayışın toplumsal alanda yükselişiydi. Bu ifade, teknolojik gelişmelerin müzik, film ve sanat gibi kültürel ürünlerin toplu şekilde dağıtımını sağlayarak toplumda teknolojiyle bağlılık gösteren herkese ulaşma biçimini ifade eder. Frankfurt Okulu araştırmacılarının endişeleri, teknolojik üretimde tek tipleşmeye neden olan içeriğin şekillendirmesiydi.
Özellikle kapitalist toplumlarda uygulanan baskı, eşitsizlik toplum tarafından fark edilmez. Adorno ve Horkheimer, medyayı tanımlarken iktidar ilişkilerinin anlatıldığı ve korunduğu ayrıca iktidar tarafından beslenen bir endüstri olarak tanımlamıştır.
Kültür endüstrisine göre kite iletişim araçlarını elinde bulunduranların özellikle kapitalist ülkelerde kitle iletişim araçları vasıtasıyla kendi düşüncelerini topluma dayatma amacı bulunmaktadır. Frankfurt Okulu bu anlamda insanların kitlesel bir manipülasyona tabi tutulduğunu belirtmiştir. Kuram, kültür unsurlarımızın sınırlandırıldığına ve sınıflandırıldığına dikkat çekmektedir. Kurama göre kişi bireysellikten çıkıp sadece tüketen bir bireye dönüşür. Kişi artık sadece tüketen bir veri olarak görünür.
Toplumda popüler kültüre kolayca ayak uydurabilen insanlara bakacak olursak hem düzenden şikâyetçi olup hem de bu düzene ayak uydurma zorunluluğu duyan kalabalıkları görürüz. Kuram, kişinin ihtiyacı olmamasına rağmen kitlesel kültür ürünlerini ihtiyacıymış gibi özümsemesine dikkat çekmiştir.
Günümüzde özellikle internetle birlikte online alışverişler de hayatımıza girmiş oldu. İnsanlar hiç ihtiyacı olmayacak eşyaları, elindeki akıllı telefonlardan kolaylıkla görerek alma ihtiyacı hissediyor. Çoğu zaman vakit geçirmek için gezinilen alışveriş sitelerinde oturduğu yerden satın alabilme kolaylığının, daha fazla tüketime yol açtığını söyleyebiliriz.