Yönetim uzmanı Jerry B. Harvey tarafından ortaya konan Abilene Paradoksu, insanların başkalarının beklentileri hakkında yanılgıya düşerek istemedikleri bir seçeneği kabul edebileceğini anlatır.
Harvey'nin örneğinde bir aile, üyelerin aslında arzulamadığı bir yolculuğa çıkar. Herkes diğerlerinin bu planı istediğini düşündüğü için itiraz etmez. Sonunda yolculuğun gerçekte kimsenin tercihi olmadığı anlaşılır. Benzer bir durumun şirketlerde yaşanması ise isabetsiz kararlara imza atılmasına sebep olabilir.
Abilene Paradoksu’nun Tek Nedeni Fikir Ayrılıkları Değil
Paradoksun temelinde fikir ayrılığından ziyade insanların düşüncelerini açıkça ifade edememesi ve başkalarının ne istediğini yanlış yorumlaması yatar. Çalışanlar bazen ekip içindeki uyumu korumak, yöneticilerini rahatsız etmemek veya kariyerlerini riske atmamak için itirazlarını dile getirmeyebilir.
Abilene Paradoksu’na Düşmemek için Neler Yapılabilir?
Bir şirketin yönetim toplantısında yeni bir ürünün piyasaya sürülmesinin gündeme geldiğini düşünelim. Genel müdür projeyi desteklediğini açıkladığında diğer yöneticiler maliyetlerin yüksek, müşteri talebinin ise belirsiz olduğunu fark edebilir. Ancak üst yönetime karşı çıkmaktan çekindikleri veya diğerlerinin projeyi benimsediğini düşündükleri için sessiz kalabilirler. Toplantı sonunda karar oybirliğiyle alınmış gibi görünür. Uygulama başladığında ise bütçe sorunları ve beklenen satışlara ulaşılamaması gibi riskler gün yüzüne çıkabilir.
Şirketlerin bu riski azaltması için toplantılarda alternatif görüşlere yer vermesi, kararların olası sonuçlarını ayrı ayrı değerlendirmesi ve çalışanların eleştiri yapabileceği güvenli bir ortam oluşturması önemlidir. Gerektiğinde katılımcıların görüşlerini karar açıklanmadan önce bağımsız biçimde paylaşması da grup baskısını azaltabilir.
Şirketlerde sağlıklı karar alma, herkesin aynı fikirde görünmesiyle değil, farklı düşüncelerin açıkça tartışılmasının ardından ortak bir sonuca ulaşılmasıyla mümkün olur.





