Utku KABAKCI'nın 6 Şubat 2026 tarihli yazısı: Dekor Futbol, Başrol İnsan (8)
Futbolda olduğu gibi hayatın içinde de sakatlıklar yaşanır. Hayattaki sakatlıkların futboldakinden farkı çoğu kez fiziksel değil, psikolojik olmalarıdır. Kayıplar, ihanetler, ayrılıklar… Hayat dediğimiz müsabakada yediğimiz bu goller belki skor tabelasına değil ama ruhumuza işler. Böyle zamanlarda inşa ettiğimiz ne kadar anlam varsa bir anda tuzla buz olur ve oyundan düşeriz.
Durmak, geri çekilmek, düşmek gibi durumlar bir tür zayıflık emaresi olarak görülse de bu her zaman için geçerli değildir. Çünkü bazen yedek kulübesine çekilmeye ve tazelenmeye ihtiyacımız olur. Hele ki sakatlığımız söz konusuysa. Mühim olan motivasyon kayıplarının, sakatlıkların ve mağlubiyetlerin insana dair olduğunu kabul etmek ve tekrar ayağa kalkma cesaretini göstermektir.
Yukarıda yazdıklarımdan sakatlıkların acı gerçeğini ve iyileşme süreçlerinin zorluğunu süslü kelimelerle perdelemeye çalıştığım neticesine varılmasını istemem. Bunlar elbette kolay başa çıkılabilecek şeyler değildir. Sabır ve çelik gibi bir irade gerektiren süreçlerdir. Tam iyileştiğimizi sandığımızda sakatlıklarımız, sorunlarımız nüksedebilir. Yapacağımız tek bir küçük dikkatsizlik dahi tüm iyileşme gayretlerimizi boşa çıkarabilir. Fakat bu zorluklar bile öğreticidir. Yavaşlamalar, vazgeçişler, hızlanmalar ve geri dönüşler… Bunların hepsi oyuna, yaşama tutunabilmek için verilen mücadelenin doğal aşamalarıdır.
İyileşme yolculuğu dalgalı denizlerdeki serüvenlere benzer. Fırtınalı zamanları geride bırakarak gemiyi limana yanaştırdığımızda yani düştükten sonra ayağa kalkarak hayata karşı gol attığımızda bunun seyir zevki tüm çalım ve gollerimizinkinden çok daha fazla olacaktır.