Dr. R.Bülend KIRMACI’nın 6 Şubat 2026 tarihli yazısı: Türkiye’nin İhtiyacı: Kalkınma Gündemi!

Türkiye’nin gündemine şöyle bir bakalım...

Yolsuzluk iddiaları…

Birbiriyle atışan siyasetçiler…

Uyuşturucu partileriyle anılan “ünlüler”…

Sokaklarda artan şiddet, her gün bir yenisi eklenen kadın cinayetleri…

Toplum adeta bu karanlık haber bombardımanı altında nefes almaya çalışıyor.

Boğuluyoruz!

Oysa bu ülkenin ihtiyacı ne daha çok bağıran siyasetçi, ne daha sansasyonel magazin başlıkları, ne de ekranları işgal eden sığ tartışmalar…

Türkiye’nin asıl ihtiyacı kalkınmadır.

Ben, gündemde yeni bir fabrika açılışını görmek istiyorum.

Anadolu’da yeniden canlanan köyleri görmek istiyorum.

Gençlerin iş bulmak için büyük şehirlere göç etmediği, kendi toprağında, kendi memleketinde üretime katıldığı bir Türkiye görmek istiyorum.

Devletin öncülüğünde, siyasetten arındırılmış, gerçekten halkçı üretim kooperatifleri görmek istiyorum.

Halka uygun fiyatla et, süt, yumurta, sebze ve meyve satan,

Aracıları değil üreticiyi güçlendiren,

alın terinin karşılığını gerçek kılan kooperatifler…

Bu, ham bir hayal değil.

Bu ülke bunu daha önce yaptı.

"Yapabilecek" bilgi birikimine, toprağa, emeğe ve insan gücüne hâlâ sahip.

Gerçeğe dönmeliyiz.

Geleceğe yönelmeliyiz.

Sorun kaynak yetersizliği değil;

öncelikler meselesidir.

Halen genel olarak kaynaklarımız, üretime değil;

gösterişe, betona, israfa ve "günü kurtarmaya" harcanıyor.

Oysa gerçek kalkınma; uzun vadeli, sabırlı ve planlı bir üretim hamlesiyle olur.

Planlamaya önem vermeliyiz!

Bir ülke ancak üreten köylüsü, çalışan sanayisi, adil gelir dağılımı ve umutlu gençleri varsa ilerler.

Buna karşılık, "gündemi" magazinle, korkuyla ve kutuplaşmayla yönetilen toplumlar kalkınamaz; sadece oyalanır.

Türkiye’nin artık oyalanmaya tahammülü yok.

Önceliğimiz, ihtiyacımız şudur:

*Yeni fabrikalar..

*Köy kalkınma projeleri..

*Sosyal adalet...

Kavgamız yoksullukla olmalı...

Tüketimi değil, emeği gündeme almalıyız.

Türkiye’nin gerçek gündemi budur.

Ve bu gündem ertelendikçe, bedelini hep birlikte ödüyoruz.