Dr. R.Bülend KIRMACI'nın 24 Nisan 2026 tarihli yazısı: Gençler, Aile Ekonomisi ve Psiko-Dinamik Yaklaşım...
Psiko-Dinamik Yöntemler ve kurumlar benim doktora konum.
Bu alanda yazmaya çalışmak, bana ayrı bir dinginlik sağlıyor.
Umarım, yararlı olabilirim.
Aile en temel kurum.
Gençler, o kurumun öznesi ve gözdesi.
Aile kurumu veya toplum içinde en ekonomi ile ilişkileri, gençlerin yaşam biçimlerini belirliyor.
Toplumun en kırılgan kesimlerinden biri olan gençler için ekonomi, çoğu zaman bir tablo değil, bir "duygudur".
Evet yanlış duymadınız; para ve maddi olanaklar, henüz kendini tanıma ve yaşamını anlamlandırma döneminde olan bir birey için, maddi değil duygusal boyutu ağır basan bir olgudur.
Çağımız kuşkusuz maddiyat çağırır, ancak bir genç için, maddi olanın anlamı manevi olanın ardından gelir.
Bu bağlamda, harçlık, burs, cep telefonu, araba, sosyal hayat ve “gelecek” kelimeleri; genç zihinde iç içe geçer ve çoğu zaman adamakıllı bir kaygı üretir...
Günümüzde gençlerin yaşadığı ekonomik baskıyı anlamak için sadece maddi imkânlara değil, psiko-dinamik süreçlere de bakmak gerekir.
Çünkü gençlik döneminde "para", yalnızca bir değişim aracı değil; özgürlük, değer görme ve kimlik sembolüdür.
Haklıdırlar.
Ancak bu sembol çoğu zaman “ben ne kadar değerliyim?” sorusuna dönüşür.
Soru artık bir sorundur ve yalnızca gencin değil; ailenin ve aidiyet duyduğu, okul gibi, sosyal çevre gibi, tüm toplumun da sorunudur.
Benim iyi kötü uzmanlık alanım olan, "psiko-dinamik" açıdan bakıldığında, aile ekonomisi üzerinden yaşanan çatışmaların önemli bir bölümü özünde para ile ilgili değil; bağımsızlık ve kabul edilme ile ilgilidir.
Genç, "ekonomik sınırı" bazen “reddedilme” olarak algılar.
Ebeveyn ise ekonomik gerçeği “sorumluluk öğretme” olarak görür.
İşte çatışma bu kesişim momentinde başlar!
Bir kez ince ayar kaçırıldığında ve bu çatışma açıldığında, gençlerin bazı davranışları -aşırı harcama- isteği, gece dışarı çıkma ısrarı, plansızlık, “anı yaşama” vurgusu, çoğu zaman yanlış yorumlanır.
Oysa tüm bunlar sadece disiplinsizlik değildir.
Doğru tanım şudur: Psiko-dinamik olarak 'bu davranışlar' çoğu zaman gelecek kaygısından kaçıştır.
Geleceğin belirsizliği arttıkça, “şimdi” büyür.
Bu nedenle yalnızca yasaklamak "davranışı bastırır" ama kaygıyı çözmez.
Demem o ki, Disiplin Yetmez, Anlam Gerekir!
Burada gencin ve ailenin ortak sınavı başlar...
...“Ders çalış”, “harcama”, “programlı ol” demek gerekli ancak yeterli değildir...
Genç insan, kurala değil "anlam-a" (değere) ikna olur.
Şöyle ki, neden ve ne uğruna çalıştığını, neden sınırlı harcadığını, neden bugünden fedakârlık yaptığını kendi zihninde bir yere oturtamazsa, tüm kural konulma edimleri ve yaptırımlar bir süre sonra isyana dönüşür.
Önemli olan, dengedir!
Bir tahterevallinin dengesi tek tarafa ağırlık bindirerek sağlanmaz.
Psiko-dinamik yöntemler işte burada devreye girer:
*Net sınırlar,
*Tutarlı davranış,
*Destekleyici örnek tavırlar,
*Bağırmadan, tehdit etmeden, ama geri adım atmadan durmak...
Genç ile ebeveyn ilişkisi bu sağlam örüntü temeline oturmalıdır.
Genç için en güvenli zemin, "öngörülebilir" ebeveyndir.
Asli "amaç", genç bireyleri gerçekle tanıştırırken umutlarını yıkıma uğratmamaktır.
Ekonomik sınırlar, kısıtlı imkanlar elbette saklanmamalı, ancak dramatize de edilmemelidir.
Psiko-dinamik açıdan sağlıklı genç modeli;
*Gerçeği bilen,
*Sorumluluğu tanıyan,
*Ve geleceği hâlâ arzu edebilen gençtir...
Gençliği anlamadan ne aile ne topluluk ne de ülke ekonomisi yönetilemez...
Ekonomiyi konuşurken psikolojiyi dışarıda bırakan her yaklaşımsa, eksiktir.
Günümüzde gençler sadece "para" değil; anlam, yön ve güven arıyor.
Bunları verebilen aileler ve toplumlar, ekonomik ve sosyal krizleri daha az hasarla atlatır.
Elbette sağlam ekonomi, sağlam toplum, ilk önce sağlam zihinlerle kurulur...