Dr.R.Bülend KIRMACI'nın 7 Nisan 2026 tarihli yazısı: Ankara ve Sorunları -1 (Ankara’nın Su Sorunu)

Ankara, yarı kurak iklim kuşağında yer alan başkentimiz ve yıllık ortalama yağış miktarı yaklaşık 380-400 mm seviyesindedir.

Bu oran, Türkiye ortalamasının (yaklaşık 550–600 mm) oldukça altındadır.

Bu temel ve kritik gerçek, Ankara’nın suyu bir “doğal avantaj” olarak değil, “yönetilmesi gereken kıt bir kaynak” olarak ele almasını zorunlu kılmaktadır. Kaynak yönetimi de başlıbaşına bir planlama ve eşgüdüm sorundur.

Şehrimizin su ihtiyacı büyük ölçüde Çamlıdere, Kurtboğazı, Eğrekkaya ve Kesikköprü barajları üzerinden karşılanmaktadır.

Ve de Ankara’nın yıllık içme ve kullanma suyu ihtiyacının yaklaşık 1,2–1,4 milyar m³ aralığında olduğu tahmin edilmektedir.

Ancak bu gereksinme ve karşılanma durumu; kaynakların doluluk oranları mevsimsel ve yıllık yağışlara bağlı olarak ciddi dalgalanmalar göstermektedir.

Kurak dönemlerde baraj doluluk oranlarının %20-30 seviyelerine kadar gerilediği görülmüştür. Dahası şu son çevrimde bu oranın yaşamsal kritik düzeylere düştüğü bilinmektedir.

Ankara’mızın suyu alarm vermektedir.

Sorunun en kritik boyutlarından biri kayıp-kaçak oranlarıdır.

Gerçekten Türkiye genelinde bu oran ortalama %30 civarındayken, gelişmiş ülkelerde %10’un altındadır.

Ankara’da yapılan iyileştirmelere karşın hâlâ %20-25 bandında kayıplar olduğu değerlendirilmektedir. Bu, her dört litre sudan birinin kullanıcıya ulaşmadan sistemden kaybolduğu anlamına gelmektedir.

Kişi başına günlük su tüketimi Ankara’da ortalama 200-220 litre civarındadır. Bu rakam, benzer iklim koşullarına sahip Avrupa şehirlerinde 120-150 litre seviyesindedir. Aradaki fark, tüketim alışkanlıklarının ve fiyatlandırma politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Bununla birlikte Başkent’te suya zam üstüne zam yapılmakta ancak bu yönetsel sorunlara işaret etmekten ve vatandaşın bütçesine yük olmaktan başka bir şeye yaramayıp sorunu çözmemektedir.

O arada Ankara’da yaz aylarında park ve peyzaj sulamaları toplam tüketimin yaklaşık %10-15’ine ulaşabilmektedir. Bu alanlarda içme suyu kullanılması, sistem üzerindeki baskıyı artırmaktadır.

Nihayet çözüm; ölçülebilir ve yönetilebilir hedeflerin ihdas edilmesiyle mümkündür:

– Kayıp-kaçak oranlarının %15’in altına düşürülmesi,

– Yağmur suyu toplama sistemlerinin yeni yapılarda zorunlu hale getirilmesi,

– Gri su kullanımının yaygınlaştırılması,

ve de elbette bilinçli su tüketiminin eğitim programlarında ve kitle iletişim duyurularında işlenmesi...

Su, Ankara için sadece bir altyapı meselesi değil, bir sürdürülebilirlik sınavıdır.

Bu kamusal ve toplumsal sınav başarıyla geçilmezse, gelecekte de su krizi kaçınılmaz olacaktır.

Su uygarlıktır, başkent, uygarlığımızın incisidir...