Nesrin YARIM ÖZOĞLU'nun 10 Nisan 2023 tarihli yazısı: Ev Sahibi Terörü
Son günlerin en çok konuşulan konularından bir tanesi de ev sahibi-kiracı kavgaları. Ev basan mı dersiniz, kiracısının kapısına dayanıp kapısını baltalayıp parçalayan mı dersiniz? Sokak ortasında birbirine girenden tutun da birbirini öldüresiye dövene kadar her habere denk geliyoruz. Sanki yaşadığımız o korkunç depremlerden sonra enkaz başında ateş yakarak bekleyen ev sahibi ile kiracı değilmiş gibi...
Çok uzun zamandır kiracı ile ev sahipleri arasında büyük sorunlar yaşanıyor. Zam oranlarının üstünde zam yapmak isteyen ev sahipleri ile kiracılar arasındaki anlaşmazlıklar mahkemelere taşınıyor. Öyle ki yoğunluktan duruşma davalarının tarihleri bir yıl sonrasına bile verilmeye başlandı. Bu haberlere şahit oluyorduk ama yaşadığımız korkunç depremler sonrası evi sağlam kalan ev sahiplerinin gözü bir anda döndü. Resmen “ev sahibi terörü” yaşatmaya başladılar.
Deprem sonrasında özellikle o bölgedeki sağlam evlerin fiyatı bir anda uçtu. 10-15 bin gibi kiralardan söz ediliyor. Yan komşum Kahramanmaraş’ta esnaflık yapan bir aile. Deprem sonrasında apar topar taşındılar. Onların şansı, zamanın birinde iş karşılığında aldıkları Ankara’da bir daireleri olmalarıymış. Öyle ki sahibi oldukları daireyi daha önce görmemişler bile. Sanki kader ağlarını yıllar önce örmüş ve bir vesile ile Ankara’dan mülk sahibi olmalarını sağlamış. Depremlerin hemen ardından kiracısını bir telefonla çıkarttı ve taşındı. Onlar bizim binaya taşındıktan sonra bölgede gidecek hiç kimseleri olmayan eş dostlarını da çağırdılar. Bir daire içinde 3 aile kalıyor. Hepsinin ekonomik düzeyi normalin üstünde. Bir şeye ihtiyacı olup olmadıklarını sormak için kapılarını çaldığımda öğrendim, aynı dairede 3 aile yaşadıklarını. Evde 3 ile 10 yaş aralığında 7 çocuk olmasına rağmen günlerdir sesleri dahi çıkmıyordu. Bina sakinlerini rahatsız etmemek için ayrıca özen gösteriyorlarmış. Çünkü çaresizler, gidecek yerleri yok. Birkaçı kamu da çalışan hâli vakti yerinde olan insanlar. Bölgede kiraların bir anda artması ve 15 binin üstünde kira istendiği için sokakta kalmamak adına kendilerini bu akrabanın yanına atmışlar. Hayretle dinledim hikâyelerini. O korkunç gecede üzerlerinde pijamaları ile yalın ayak kendilerini sokağa atmış bu insanlara yaşatılan ev sahibi terörü değil de ne? Biz bu kadar mı vicdansız olduk?
Bu bahsettiğim insanlar, işi gücü olan hâli vakti yerinde olan kişiler. Peki ya diğerleri? Bu insanları bu hâlde üst üste yaşamak zorunda bırakmak vicdansızlık değil de ne? Evinin, barkının, yazlığının, çiftiliğinin kapılarını ücretsiz açanlara sözümüz yok ama krizi fırsata çeviren, kiracısı evden çıksın diye binbir türlü zulüm edenler, bu toprakların insanlarına yakışmayacak tavırlar sergilemektedirler.
Ev sahipleri kiracılarını evden çıkartmak adına türlü türlü hilelere başvurmaya başlamış. Yazık. Biz ne zaman bu hâle geldik düşünmemiz lazım. Yüreğimizi dağlayan bu depremler bile bizi kendimize getirmediyse başka da bir şey getirmez.