Fosiller, Dünya’nın çok eski zamanlarında yaşayan canlılara dair bizlere bilgi verir. Eski zamanlarda yaşamış dinozorları, bitkileri ve nesli tükenen canlıları fosiller sayesinde tanırız.
Normalde bir hayvan ya da bitki öldüğünde doğada hemen çürüyerek yok olur. Ama eğer ölen canlının daha çürümeden üstüne kum ya da çamur gelirse hava ile teması kesilir. Böylelikle havanın onu çürütmesi engellenmiş olur. Bu durum en çok deniz ve göl diplerinde görülür. Çünkü nehirlerin sularla taşıdığı kumlar sürekli olarak tabanda birikir.
Ölen canlının eti, derisi ve yumuşak yerleri, mikroorganizmalar yüzünden parçalanıp yok olur. Canlıdan geriye sadece kemikler, dişler ve sert kabuklar kalır. Bu parçaların çürümesi zordur. Zaman geçtikçe kemiklerin üzerinde yer alan çamur ve kum daha da artar. Üst üste binen bu katmanlar, altta yer alan tabakaları sıkıştırır. Bu sayede kumlar zamanla sertleşerek kaya formuna gelir.
Yer altında bulunan suların içinde gözle görülmeyen minik mineraller bulunur. Bu sular tabakanın içinden geçerek kemiklerin içindeki boşluklara sızar. Mineraller orada birikip donarak kemiği adeta taş haline getirir. Böylelikle ortaya canlının kemiğiyle aynı şekle sahip olan bir taş çıkar.




