İktisat biliminde sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın kaynağını ifade eden Endojen Büyüme Teorisi, uzun vadeli büyümenin sistemin kendi iç dinamikleriyle sağlandığı tezine dayanmaktadır. Ekonomi uzmanları, geleneksel modellerin tersine teknolojik gelişmenin ve sermaye birikiminin bir tesadüf olmadığını, tam tersine nitelikli insan kaynağı ve Ar-Ge yatırımlarıyla oluşturduğunu belirtmektedir. İçsel büyüme yaklaşımı ülkelerin kalkınma planlarını bilgi üretimine yönlendirir.
İnsan Sermayesi Yatırımları Neye Yol Açıyor?
Teorinin ana önermelerinden biri, eğitim ve yetenek seviyesi yüksek iş gücünü gösteren insan sermayesinin üretim aşamasındaki azalan verimler yasasını kırmasıdır. İktisatçılar, bireylere ve eğitime yapılan yatırımların kişisel verimliliği artırmanın yanında, pozitif dışsallıklar oluşturarak toplumun genel üretim kapasitesini artırdığını belirtmektedir. Bilgi ve tecrübe birikiminin işletmeler arasında benimsenmesi, yatırımların getiri oranını devamlı kılarak ekonomik büyümenin güçlenmesini sağlamaktadır.
Ar-Ge Teşvikleri Kalkınma Hızını Nasıl Belirler?
Geliştirilen içsel büyüme modellerinde araştırma ve geliştirme süreçleri, sürdürülebilir büyümenin en temel motoru şeklinde kabul edilmektedir. İnovasyona ve patentli teknolojilere yatırımda bulunan ülkeler, yeni fikirler ortaya çıkararak küresel rekabet avantajı sağlamaktadır. Kamu otoritesinin hukuki altyapıyı güçlendirmesi, fikri mülkiyet haklarını sürdürmesi ve bilimsel çalışmalara teşvik sağlaması, ekonomik büyüme potansiyelinin uzun seneler boyunca yüksek seviyelerde kalmasına katkı oluşturur.





