Utku KABAKCI'nın 6 Ocak 2026 tarihli yazısı: İdeolojik Bir Aygıt Olarak Yapay Zekâ

Yapay zekâ özellikle son yıllarda teknik bir araç olmanın ötesine geçerek siyasal ve toplumsal dönüşümlerin belirleyici unsurlarından biri hâline geldi. Bu dönüşüm süreçleri irdelendiğinde, yapay zekâyı geliştiren ve yöneten aktörlerle onu kullanan geniş toplum kesimleri arasında belirgin bir asimetrik ilişkinin bulunduğu görülmektedir. Söz konusu asimetrik ilişki biçimi, bilgiye erişim, karar alma süreçlerine katılım ve güç dağılımı gibi yapısal meseleleri de içine almaktadır.

Bu eşitsizlik üzerine kurulu ilişki modelini yalnızca piyasa dinamikleriyle açıklamaya çalışmak noksan bir yaklaşım olur. Çünkü yapay zekâ salt teknolojik ya da iktisadi bir yenilik değil, bunların yanı sıra kimi siyasi odakların kontrol etmeyi arzuladığı ideolojik bir aygıttır da. İşte tam da bu nedenle yapay zekâya ilişkin politikaların disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınması gerekir. Siyaset, hukuk, sosyoloji ve etik gibi alanların katkısı olmaksızın hazırlanan politikalar mevcut güç dengesizliklerini daha da derinleştirme riski taşımaktadır. Bu bağlamda, kamusal denetimin güçlendirilmesi, şeffaflık mekanizmalarının oluşturulması ve toplumsal katılımın üst düzeylere taşınması, hem asimetrik yapıların görünür kılınması hem de bu yapılara yönelik etkili çözüm yollarının geliştirilmesi açısından önemlidir.

Yapay zekâ teknolojilerinin toplumsal etkileri, onları geliştirenler ile kullananlar arasındaki asimetrik ilişki göz ardı edildiğinde sağlıklı bir şekilde değerlendirilemez. Bilginin ve gücün belirli yerlerde yoğunlaşması, yapay zekâyı teknik bir araçtan ziyade siyasal bir tartışma konusu hâline getirmektedir. Bundan dolayı yapay zekâya ilişkin karar alma süreçlerinde demokratik ve kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmesi, toplumsal adalet beklentisinin karşılanması için olmazsa olmazdır.