Elif Aybike Demir'in 24 Ocak 2023 tarihli yazısı: Işıldayın!

Pek bir ilgiyle kitaplarını, programlarını, konuk olduğu etkinlikleri takip ettiğim bir sinirbilimci olan Sinan Canan, bir paylaşımında “Aydınlandım demeyi bırak. Işılda.” demiş. (Canan’ın bu sözü benim için ‘less is more’ inanışının karşılaştığım son kanıtı olabilir.)

Bence yaşantının her alanında olduğu gibi ışıldamak için de iletişimde olunan kişiler (aile, sosyal çevre, iş hayatının paylaşıldığı kimseler) hayatlarımızda birer role sahiptir.

Herkesin ağzında klişeleşen, bu yüzden de içi boşaltılmış gibi duran fakat benim hâlâ her hatırladığımda kendimce haklı bulduğum bir söz var. Ne demişti Jim Rohn? “İnsan, en çok vakit geçirdiği 5 kişinin ortalamasıdır.”

Hepimiz Abraham H. Moslow’un, insanın en temel gereksinimleri olarak adlandırdığı başlıkları bir araya getirdiği ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidini biliriz. Sosyalleşmek, bu piramitte orta katta yer alır. Fakat Sinirbilim Uzmanı Matthew D. Lieberman, Moslow’un yanıldığını düşünür. Çünkü Lieberman’a göre sosyalleşmenin aynı yeme-içme gibi en temel fizyolojik ihtiyaçlar arasında olması gerekir. Peki insanlar sosyal çevrelerini nasıl oluşturur? Etraflarında bulunan diğer beyinlerle senkronize olarak.

Alan uzmanlarınca, yıllardan beri süregelen yöntemlerin, gelişim dinamikleri sosyallik üzerine kurulu olan bir canlının beyninin tek başına test edilmesinin yeterli olmadığının fark edilmesi sonucunda Interactive Social Neuroscience yani Etkileşimli Sosyal Sinirbilim alanı oluşturulmuştur.

Bu alanda ilk çalışma, 20 yıl kadar bönce Read Montegue tarafından yapılmıştır. Çalışmada, ayrı cihazlara koyulan iki kişinin birbirleri ile bir bilgisayar oyunu oynamaları sağlanmış ve beyinlerinde gerçekleşen faaliyetler eş zamanlı olacak şekilde ölçülmüştür.  Montague, bu ölçüm yöntemine ‘Hyperscaming’ adını vermiştir. Bu yöntem ile yapılan araştırma sonuçlarında ‘model ve taklitçi’ olarak uygulamaya alınan deneklerin beyinleri arasında karşılıklı bir nöral senkronizasyon olduğu görülmüştür. Bir başka çalışmada ‘hikâye anlatıcı ve dinleyici’ olarak gözlemlenen kişilerde de yine nöral senkronizasyon ortaya çıkmıştır.

Yani demem o ki, çıkarcı (burada maddi menfaatlerden bahsetmiyorum) olun. Beyninizi hangi beyinlerle uyumladığınız konusunda seçici davranın. Zekâ seviyesinin, beyni doğru beslemediğinizde gerileme kaydettiğini ortaya koyan bilimsel araştırmaları göz ardı etmeyin. Kültür-sanatı, sporu, bilimi yok saymayın. Birini hayatınıza alırken kendinize “Acaba bugün olduğum kişiyi bir üst versiyona taşıma yolculuğumda bana destek olabilir mi, daha parlak biri olabilmem için aydınlığımı artırabilir mi?” diye sorun. Eğer siz hayranlık duyduğunuz, birikimlerinden faydalanabileceğinizi düşündüğünüz birinin hayatında olmak istiyorsanız ya da bu dünyada iz bırakmak isteyenlerden biriyseniz, bu kez kendinize “Ben hangi konularda ne gibi donanımlara sahibim, karşımdakini ne şekilde geliştirebilirim, ne kadar ışıldıyorum ve ne kadar aydınlatabilirim?” sorularını yöneltin.