Gündelik hayatta öfke ya da bıkkınlık anlarında düşünülmeden kullanılan birçok ifade, arkasında asırlık tarihi gerçekler barındırmaktadır. Halk arasında sıkça söylenen "Zıkkımın kökünü ye" deyimi, bu ifadelerin başında yer almaktadır. Kelime kökeni ele alındığında zıkkım sözcüğünün esasen doğada yetişen zakkum bitkisinden oluştuğu görülmektedir.
Zakkum Bitkisinin Özellikleri ve Tarihteki Ölümcül Efsanesi
Doğada pembe ve beyaz çiçekleriyle estetik bir görünüm oluşturan zakkum, bitkiler dünyasının en zehirli üyeleri arasında sıralanmaktadır. Hayvanların yanına dahi yaklaşmadığı bu bitkinin toksik yapısı, tarih boyunca askeri hikayelere de konu olmuştur. Yarımada Savaşı esnasında İspanya'ya giren Fransız askerlerinin, avladıkları etleri pişirmek için topladıkları zakkum dallarını şiş olarak kullandıkları söylenmektedir. Ateşin sıcağıyla birlikte dallardaki zehrin ete geçmesiyle çok sayıda askerin yaşamını yitirdiği belirtilmektedir.
Dil ve inanç boyutu çerçevesinde değerlendirildiğinde zakkum kelimesinin kökeni Arapçadaki "zakkûm" sözcüğüne kadar gitmektedir. Kur'an-ı Kerim'de adı geçen ve cehennemde günahkarlara zorla yedirileceği aktarılan bu azap ağacı, acı ve ızdırapla bağdaştırılmaktadır. Dolayısıyla birine "Zıkkımın kökünü ye" demek, bitkinin en yoğun zehir barındıran yeri olan köküne işaret ederek, karşı tarafa "Git zehrin en beterini, en acısını ve en ölümcül olanını ye" anlamına gelen çok ağır bir beddua anlamı taşımaktadır.




