Utku KABAKCI'nın 27 Şubat 2026 tarihli yazısı: Editör Koltuğunda Kim Var?

Dijitalleşmeyle birlikte habercilik de değişmeye başladı. Bu değişimden en çok etkilenen alanların başında ise editöryal süreçler geliyor. Artık hangi içeriğin görünür olacağına çoğu kez editörler değil, algoritmalar karar veriyor. Geleneksel gazetecilikte de temsil sorunları vardı. Ancak bugün bu mesele çok daha karmaşık bir hâl aldı. Çünkü ekonomik ve siyasi güç mücadelelerine ileri teknolojideki sıçramalar da eklendi.

Kullanıcıları mümkün olduğunca uzun süre platformda tutmayı hedefleyen algoritmalar, etkileşimi artırmayı ve bunun üzerinden reklam geliri elde etmeyi amaçlıyor. Bu düzen içinde derinlikli ve sabır isteyen metinler giderek görünmez hâle geliyor. Onların yerini ise kısa sürede duyguları harekete geçiren popülist içerikler alıyor.

Bu durum kamusal tartışmaların rasyonel zeminden uzaklaşmasına yol açıyor. Tartışmalar bilgiye dayalı değerlendirmelerle değil, anlık ve yüzeysel tepkilerle şekilleniyor. Hız kaygısı düşüncenin önüne geçtiğinde gerçek toplumsal meseleler geri planda kalıyor. Yerlerini abartılı ve yapay gündemler dolduruyor.

Yukarıda tarif etmeye çalıştığım bu düzende yalnızca neyin konuşulacağı değil, nasıl konuşulacağı da belirleniyor. Sınırlar giderek keskinleşiyor. Bu sınırlara uymayanlar görünmez kılınıyor. Algoritmalar tarafından geri plana itilen içerikler internetin derinliklerine gömülüyor.

Bu tabloya bakıldığında dijitalleşmenin kitle iletişimini demokratikleştireceği yönündeki iddialara mesafeli durulması gerektiği görülüyor. Çünkü bugün gelinen noktada medya içerikleri de bu içeriklerin tüketicileri de giderek tek tipleşiyor. Farklı sesler cılızlaşıyor. Çeşitlilik yok oluyor.

Tam da bu nedenle haberciliği etik ilkeler çerçevesinde sürdürmeye çalışan gazetecilere ve meslek örgütlerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Hakikati önceleyen, kamusal yararı gözeten gazetecilik anlayışının yitirilmemesi gerekiyor. Yani son sözün algoritmaların insafına değil, editörlere bırakılması gerekiyor.