Utku KABAKCI'nın 10 Şubat 2026 tarihli yazısı: İnsan, İş ve Yapay Zekâ Üçgeninde Yeni Dönem

Günümüz iş dünyasında yapay zekâ teknolojileri insan performansını yakalayan hatta kimi alanlarda onu geçen bir gelişim göstermektedir. Ancak söz konusu gelişim “zekâ” kavramının yalnızca sınırlı bir boyutunu kapsamaktadır. Çünkü insan zekâsı duygusal zekâyı ve empati kurma becerisini de içine alan çok katmanlı bir yapıya sahiptir. Yapay zekâ bu duygusal ögeleri belirli ölçülerde taklit edebilse dahi tam manasıyla deneyimleyemez. Bu yüzden bilhassa insan ilişkilerinin merkezde olması gereken mesleklerde yapay zekânın her sorunu çözeceğini savunmak pek gerçekçi değildir.

Yapay zekânın iş yaşamında sunduğu hız ve verimlilik avantajlarını kabul etmekle birlikte insan etkileşiminin öne çıktığı süreçlerde etkisinin sınırlı kalabileceği kanaatindeyim. Büyük veri yığınlarını çözümleme ve rasyonel çıktılar üretme hususunda son derece mahir olan yapay zekâ belirsizlik, ikirciklik ve duygusal karmaşa içeren durumları bütüncül bir biçimde ele almakta zorlanabilir. Oysa iş yerlerinde alınan kararlar çoğu kez salt istatistiksel değil, psikolojik unsurlara dayanmaktadır. Duygusal zekâ bu unsurları anlamlandırma, empati kurma ve güven temelli ilişkiler geliştirmede önemli bir rol üstlenmektedir.

İş yaşamında insan tecrübesine ve ahlaki değerlere dayanarak alınan kararların her zaman tutarlı ve dengeli olamayacağının ayırdındayım. Fakat belki de insani bağlarımızı mümkün kılan şey tam da bu “kusurluluk” hâlidir. Yoksa tüm noksanlıklarımıza rağmen hâlâ insanı merkeze alan bir rehberliğe neden gereksinim duyuyor olalım ki?