Dr. R. Bülend KIRMACI'nın 16 Haziran 2026 tarihli yazısı: Ankara ve Sorunları-8 (Yeşil Alan Sorunu)
Ankara, son yıllarda hızla artan yapılaşma baskısı altında yeşil alanlarını kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre kişi başına düşen yeşil alan miktarının en az 9 m², ideal olarak ise 15 m² ve üzeri olması gerekmektedir.
Ankara’da bu oran ortalama 6-8 m² seviyesindedir.
Bu veri, başkentin yeşil alan açısından kritik eşiklerin altında olduğunu açıkça göstermektedir.
Neden?
Çünkü şehirleşme sürecinde yapılan en büyük hata, yeşil alanların “artan nüfusa göre planlanması” yerine “kalan alanlara sıkıştırılması” olmuştur.
Yeni yerleşim bölgelerinde konut yoğunluğu artarken, yeşil alanlar ya yetersiz kalmakta ya da nitelik açısından zayıf olmaktadır.
Oysa yeşil alanlar yalnızca estetik unsurlar değildir.
Bilimsel çalışmalar, şehir içindeki yeşil alanların hava sıcaklığını 2-4 derece düşürdüğünü, hava kirliliğini azalttığını ve bireylerin stres seviyesini önemli ölçüde minimize ettiğini göstermektedir.
Ankara gibi yazları sıcak ve kurak geçen bir şehirde, yeşil alan eksikliği “ısı adası etkisini” artırmakta ve yaşam kalitesini düşürmektedir.
“Sosyal boyut” da en az çevresel boyut kadar önemlidir.
Parklar ve yeşil alanlar, şehirdeki sosyal etkileşimin en önemli mekanlarıdır.
Bu alanların yetersizliği, kent yaşamını daha yalnız ve kapalı hale getirmektedir.
Son yıllarda bazı park ve rekreasyon alanları yapılmış olsa da mahalle ölçeğinde erişilebilir yeşil alan ihtiyacı devam etmektedir.
Nihayet bu sorununun çözümü için:
– Yeni imar planlarında yeşil alan oranının artırılması,
– Mevcut yeşil alanların yapılaşmaya karşı kesin korunması,
– Kent ormanları ve mikro park projelerinin yaygınlaştırılması,
– Kişi başına düşen yeşil alanın en az 10 m² seviyesine çıkarılması gerekir...
Yeşil alanlar, bir şehrin lüksü değil; sağlığıdır, nefesidir, geleceğidir.
Ankara’mızın geleceği, beton ile değil, doğa ile kurulacaktır.