Dr. R.Bülend KIRMACI'nın 24 Mart 2026 tarihli yazısı: Hayatımın En Uzun Yürüyüşü...

Rahmetli babamla oturduğumuz sokakta kol kola yaptığımız yürüyüş; hayatımın en anlamlı yürüyüşüydü.

Senesini hatırlamıyorum.

O'nun kolunda olmanın güven ve huzurunu, unutamıyorum.

Karlı bir Ankara günü idi.

Soğuk mu soğuk, ancak yürüyüş sırasında birbirimize değen omuzlarımız; ne soğuya ne kara; hiç bir şeye aldırmadan, evimize ulaşacağımızın mutluluğuna bizi yöneltmişti.

Omuz omuza; baba-oğul!

Bundan ötesi var mı ola?

Babamı, 24 yaşımda kaybettim.

Benimle sabahlara kadar Atatürk devrimlerini ve Türkiye'nin geleceğini konuşurdu.

Ondan hayata dair çok şey öğrendim.

Hakkını ödeyemem.

Kitaplar yutmuş bir "Deniz Kurdu" idi...

İç siyaset, toplumsal yapı ve dış ilişkiler konusunda bir "derya" idi...

Cephelerden gelen demokrat geleneğinin bir örneği.

Konuştuğu kadar beni de dinlerdi.

Deniz Kuvvetleri'nde Deniz Hava Kuvvetlerinin ve Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın kuruluşunda büyük emekleri vardı.

Babamı, son derecede özverili ve uygar bir aile reisi olarak anımsar ve anarım.

Rahmetli Annem ile "aşkları" Atilla İlhan'ın bir şiirine ("Beyşehir'in Gülü") bile konu olmuştu.

Babam İbrahim Kırmacı, gerçek bir aydın, bilge bir denizci, mükemmel bir aile babasıydı...

O, aradan geçen kırk yıla aşkın sürede hala gözümde tütüyor, yüreğimde yaşıyor...

Evet, o karlı gündeki yürüyüş, hala devam ediyor...

Tanrı, ebediyete intikal eden tüm babalara ve benim babacığıma da rahmetler eylesin.

Dünya dönüyor.

Elbet bir gün Kavuşacağız!