Elif Aybike DEMİR'in 22 Ağustos 2023 tarihli yazısı: İlklerin Kadınları -3-

Birkaç gün önce şöyle bir şey dinledim: "Bir gün Nasreddin Hoca'nın karısı demiş ki: 'Nasreddin, herkes benden Nasreddin Hoca'nın karısı diye bahsediyor. Niye öyle söylüyorlar? Benim adım yok mu?'" Elbette Nasreddin Hoca, karısına yine kendi tarzına uygun bir cevap vermiş fakat anlatmak istediğim şeyi destekleyen bölüm, bu yazmış olduğum kısım.

Bir de sosyal medyada denk geldiğim videolardan birindeki canımı sıkan cümleyi aktarmak istiyorum. Videonun sahibi hem 1700'lerden hem de günümüzden bir kadını canlandırıyor. 1700'lerden gelen kadın, 2023 kadınına ne için hazırlandığını soruyor ve günümüz kadını işe gitmek için hazırlandığı cevabını veriyor. (Şimdi o ruhumu boğan kısma geldi sıra) 1700'lerin kadını aldığı bu yanıt karşısında çok seviniyor, "Sonunda çalışmamıza izin mi verdiler?" diyerek mutluluğunu yansıtıyor. "İZİN Mİ VERDİLER?" Kadınların çalışması dün ancak bir izin sonucunda mümkün olabildi, düzen bugün hâlâ öyle işliyor. Peki lütfediciler kimlerden oluşuyor? Evet bildiniz. Fakat ben yarınlardan daima umutluyum. "Kadının adı yok" cümlesi tüm hafızalardan silinene kadar da umudum baki olacak.

Başlığımıza dönecek olursak… Aslında bu konuyu yazmaya başlarken bunca şey öğreneceğimi ben de tahmin etmemiştim ama bu hafta "İlklerin Kadınları" başlığı ile üçüncü yazıyı hazırlamış oldum.

Bilmiyorum dikkatinizi çekmiş miydi ya da çektiyse bile hatırlıyor musunuz... Google; belirli günleri, ünlü sanatçıları, kâşifleri, bilim insanlarını anmış olmak adına logosunda spontane değişiklikler yapıyor. Geçtiğimiz hafta da 14 Ağustos'ta bir gün boyunca gök bilimci ve akademisyen olan Prof. Dr. Nüzhet Gökdoğan'a özel bir doodle hazırlayıp kullandı.

1910 yılının 14 Ağustos'unda İstanbul'da dünyaya gelen Nüzhet Gökdoğan, 1928'de kazandığı bir devlet bursu ile matematik-fizik üzerine lisans yapmak için Fransa'ya gitti. 1932 yılında Lyon Üniversitesinde, 1933-34 döneminde ise Paris Üniversitesinde eğitimlerini tamamladıktan sonra Paris Rasathanesi'nde staj gördü. 1934'te İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesinde kurulmuş olan Astronomi Kürsüsü'ne tayin edilen "ilk" Türk doçent Gökdoğan, 1 Aralık 1948'de profesörlüğe yükseldi. Sürecin devamında senatörlüğe seçilen Nüzhet Gökdoğan, 1954'te dekan oldu, bu da Türkiye'nin "ilk kadın dekan”ı olarak tarihe adının yazılmasını sağladı.

Buraya bir de bu seriyi hazırlarken çok hoşuma giden bir ayrıntıyı ekleyeceğim; kısaca kendilerinden bahsetmeye çalıştığım hanımefendilerin soyadları... İlk kadın pilotumuz, Bedriye Tahir "Gökmen". İlk kadın savaş pilotumuz, Sabiha "Gökçen". İlk kadın dekanımız (branşını göz önünde tutunuz), Nüzhet "Gökdoğan".