Utku KABAKCI'nın 16 Ocak 2026 tarihli yazısı: Dekor Futbol, Başrol İnsan (5)

Bizans kalesinin taşı iken

Top atışlarıyla yıkıldı yere

Mahalle maçlarında şimdi

Atılan toplara karşı

Yine kale - Fatin Hazinedar

Futbol her ne kadar takım oyununa dayalı bir spor dalı olsa da sahadaki rollerin oyuncular üzerinde oluşturduğu psikolojik yükün eşit dağıldığını söylemek haksızlık olur. Çünkü özellikle kaleciler yalnızca fiziksel açıdan değil, zihinsel açıdan da ağır bir sorumluluk üstlenir.

Kaleciliğin diğer pozisyonlardan daha ağır bir zihinsel yük getirdiğini düşünmemin nedeni, yapılan hataların telafi olasılığının son derece sınırlı olmasıdır. Kalecilerin bireysel hataları çoğu zaman skora yansır ve uzun süre hafızalarda kalır. Bu yüzden kaleciler sadece sportif performanslarıyla değil, psikolojik dayanıklılıklarıyla da ayakta kalmak zorundadır.

Yukarıda tarif etmeye çalıştığım zorlu görevleri nedeniyle kalecilerin heyecanlarını, tutkularını, hayal kırıklıklarını ve galibiyet ya da mağlubiyet karşısındaki tepkileriyle şekillenen iç dünyalarını her zaman dikkat çekici bulmuşumdur. Onlar oyunun hem içindedir hem de bir ölçüde dışındadır. Belki de bu durum kaleciler arasından başarılı teknik direktörlerin çıkmasını açıklar. Çünkü futbolu anlamak, yalnızca sahada mücadele etmeyi değil, gerektiğinde ondan uzaklaşıp zihinsel bir mesafeyle bakabilmeyi de gerektirir. Tüm bunlardan anlaşılacağı üzere kalecilik, salt bir görev olmanın ötesinde futbolun ve onunla benzerlikler taşıyan hayatın gözlem melekesi yüksek olanlara kendini açan bir anlatısıdır.