Dr. R.Bülend KIRMACI'nın 16 Ocak 2026 tarihli yazısı: TV Bülbülleri!

Hayat faaliyetim gereği Dünya'nın birçok ülkesinde bulundum.

Doğal olarak televizyon da izledim.

Dahası kimi konaklama yerlerinde pek çok değişik ülke kanalına 'göz misafiri' oldum.

Genelde haberlere ve tartışma programlarına bakarım...

Türkiye'de de öyle...

Ancak artık bizim TV'leri izlemiyorum!

Neden?

Aman Allah'ım herkes, her konuda uzman.

Laf olsun, torba dolsun.

Alayınıza, yuh olsun!

Deprem, savaş, şike, sosyete, ekonomi, eğitim; salla gitsin!

Bir dur durak yok; haddini bilmek hiç yok.

Atıyor, tutuyor, kavga kaşağısı gibi, vuruyor, kırıyor, sırıtıp, somurtup duruyorlar.

Her biri uzman.

Bilgileri bir umman.

Sizi bilmem ama ben, beş dakika tahammül edemiyorum;

"5 lira vereyim konuş, 10 lira vereyim sus" diyesim geliyor...

Bir de bunlar genellikle "kadrolu bülbüller"

Hep aynı ekip, döne döne farklı ekranlarda.

Dahası kimileri için ekrana "çıktığı kanal" tarafından ödenti takdim edildiği söyleniyor.

Evde, kahvede, adamı madamı üstüne para verse dinlemezsin!

TV kanalında "içini döküyor" üstüne cebini dolduruyor, öyle mi?

Vah vah vah...

Sanırsın Dünyayı kuracaklar, Türkiye’yi kurtaracaklar...

Hep aynı "tipler".

Nöbetçi yorumcular...

Gerçekte değerleri sıfır!

Yani topluma katkıları anlamında kocaman sıfır.

Laf cambazları karşılıklı atışıyorlar...

Kimileri de aval kaval bakıyor; hazret laf peydah edecek, başımız göğe erecek!

Geçiniz...

Ama "geçmekle", kanal değiştirmekle de olmuyor ki...

Bu defa bir önceki akşam diğer kanalda olanlar, neredeyse aynen karşında hazirun durumundalar.

Kaçış yok.

Kayışı sıyırmak bedava!

Bir de sunucuları var bu programların...

Onlar, ayrı bir alem!

"Sayın Sayın, bu konuda ne diyorsunuz Bayım?"

Soruyu sorana kadar bin dereden su getir, cevabı dinleme!

Nasılsa hedef kitle belli: halk!

Arada reklam da çakacak!

Demem o ki, "bizim" TV'lerden kakafoni akıyor;

Bir akortsuz pürtelaş, bir dinginsiz yarış, bir öbek laf salatası orta yere saçılıyor.

Siz olsanız bunları izler misiniz?

Ben, çoğunlukla doğa belgesellerini tercih ediyorum.

Hayvanlar alemi çok daha ilginç ve öğretici.

Özellikle gençlere de tavsiye ediyorum:

Boş zamanımız varsa, doğayı anlatan yapımları izleyin...

Bizim TV'ler yapay, sığ, sentetik, hormonlu tartışmalarla dolu...

Zamana yazık...

Onları kendi hallerinde baş başa bırakmalı...

Hayırlı işler üstatlar!

Devam, devam, devam!