Dr. R.Bülend KIRMACI'nın 13 Mart 2026 tarihli yazısı: Durdurun Bu Dünya'yı!

İnsanlığın "nereden geldik, nereye gidiyoruz?" diye bir derin "muhasebeye" ihtiyacı var.

Birleşmiş Milletler'in işleyişiyle,

Yönetimlerin uluslararası kurallara bağlılığıyla,

demokratik kitle örgütlerinin ortak aklıyla ve

ülkelerdeki ekonomik paylaşım, hatta siyasal özgürlüklerin pratiği ekseninde;

Eleştiri ve özeleştiri anlamında:

Adamakıllı bir "hesaplaşmaya" ihtiyacımız var...

Gerçek şu ki;

Savaşların, sömürünün, talanın çağındayız!

Silahların gölgesinde huzur yok.

Şu son "savaşa" bakın; İsrail ile ABD, İran'la kapışmış.

Bunu bir "haçlı - hilal savaşı" olarak formüle etmek çok yanlış.

Aynı ABD, bir süre önce Venezuela'nın Başkanını "kaçırdı".

Bu son savaş, evangelist + siyonist ittifakının "eseri" olsa da temel saik besbelli:

Para, Para, Para!

Enerji vahalarına çökmek, deniz ve demiryollarında ticareti belirlemek.

Savaş en dramatik yüzünü daha ilk günden gösterdi: İran' da bir okul vuruldu; 180 kız çocuğu hayatını kaybetti.

Her gece "şehirlere bombalar yağıyor", her tarafta masum insanlar öldürülüyor.

İnsanoğlu, ölümlü olduğunu bile bile, hemcinsini öldürecek kadar akıldan ve ahlaktan yoksun.

Buna bir not daha ekleyelim:

Haksız bir savaşa öncülük edenler, kuşkusuz Dünyanın bütün barbarlıklarının sorumlusu olamaz, ancak bütün uygarlıkların düşmanı olarak suçlanmaktan da kurtulamaz.

İnsanlığın büyük vicdanı ağır işleyen bir makine gibi...

Yine de "hakkı arayan", haksızlık karşısında susmayan, bu savaşın aslında din, dil, ırk değil çıkar savaşı olduğunu teslim eden insanlar da var.

Örneğin İspanya Başbakanı ve kimi parlamenterler gibi...

Ancak asıl kapsayıcı "tepki" iktisadi alandan yükseliyor.

Hürmüz Boğazının kapatılması ile sınırlı kalmayacak bir fatura birikiyor.

Petrol ve gaz fiyatlarında "yakıcı artış" Avrupa hükümetlerinden Amerikan şirketlerine, oradan da tüm halkların bütçesine ateş taşımaya başladı bile.

Yönetimler bu konuya duyarlı, çünkü resesyon Trump'ı olduğu gibi pek çok iktidarı devirebilir bir potansiyeldir.

Bu, biliniyor!

Keşke genel sömürü ve silahlanmanın da sürdürülemez olduğu daha etkince kavranılsa idi...

Keşke, insanları hangi din veya inanç adına olursa olsun ezmenin sonu olmayan karmaşaları, dinmeyen öfkeleri, bitmeyen kinleri doğurduğunun bilincine varılsa idi...

Öte yandan, Doğayı bulduğumuzdan daha kötü bırakıyoruz; kendi kendimize ve gelecek kuşaklara ihanet ediyoruz.

Bunca bombanın orada burada deprem ve tsunami tetikleme olasılığını umursamıyoruz.

Savaşın bedelini çocuklar gibi kadınlar da ödüyor...

Yalnız gelişmiş ekonomilerde değil, gelişmekte olan atölye tipi, ev üretimi tipi ekonomilerde de kadınlar işsiz kalıyor.

Yüz binlerce erkek kalıcı sağlık sorunları ile boğuşmak durumunda kalıyor; sağlık sistemleri çöküyor; okullar kapanıyor, eğitim düzeni geriliyor; içme suyu ve kanalizasyon yapısı ve gıda zinciri büyük ölçüde yıkıma uğruyor...

Evet, insanlık, içinde bulunduğu korkunç tablonun çok az bir bölümünün farkında...

Belki de yeni savaşlar kapıda!

"Durdurun bu Dünya'yı" demek geliyor içimden.

Ve İnsanlığın kendi kendini tahrip ettiği bu çevrim konusunda daha çok "farkındalık sergilemesini" dilemekten başka çare gelmiyor elden...