Dr. R.Bülend KIRMACI'nın 9 Ocak 2026 tarihli yazısı: O Silahlar Patlayacak!
Sahnede değil sahada korkunç bir silahlanma yarışı var.
Evet o silahlar patlayacak!
3. Dünya Savaşı bu tabloda kaçınılmaz.
Artık iş, zaman ve mekan sorunu;
Tanrı, eminim ki böyle yazmamıştır ancak, insanoğlu, bunu "tercih" etti;
ya da..
Aç gözlü kapitalizmin gayrı meşru veledi emperyalizm, bütün değerleri bir kez daha alt üst etti!
Aşağıdaki veriler ve tespitler içinde bulunduğumuz vahşi konjonktürü fazlasıyla açıklıyor:
Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, 2024’te küresel askeri harcamalar yaklaşık 2,7 trilyon doları buldu; bu rakam dünya gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık %2,5’ine tekabül ediyor.
Son on yılda askeri bütçeler sürekli artarken (100’den fazla ülke savunma harcamalarını artırdı) bu eğilim 2025’te de devam etti.
Bu dev bütçeler, eğitim, sağlık, altyapı gibi alanlardan çok daha büyük pay alarak kalkınma hedeflerini doğrudan gölgede bırakıyor.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri, askeri harcamaların sürdürülebilir kalkınma çabalarını baltaladığını ve dünya barışı için ciddi bir tehdit oluşturduğunu defalarca vurguladı.
Ne onun ne barışın sesi duyulmuyor!
Kaygıyı artıran olgu şu: Silahlanma ve askeri harcamalar doğrudan bir “uluslararası denetim mekanizması” tarafından kontrol edilmiyor.
Devlet yönetimleri, ulusal savunma politikalarını belirlerken, BM gibi uluslararası kuruluşlar sadece raporlar ve çağrılarla yönlendirmeler yapabiliyor...
Düşünelim: Dehşetin dengesine rica minnet ederek, insan ve doğa korunacak! Öyle mi?
Geçelim...
Devam edelim:
Elimizde ne var?
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (UNSC), uluslararası barış ve güvenliğin korunmasından sorumlu en önemli organ; barışın tehdit edilmesi durumunda karar alabilir, yaptırımlar uygulayabilir ve barışı koruma operasyonları için yetki verebilir.
Ancak Güvenlik Konseyi’nde veto yetkisine sahip beş daimi üye (ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere) vardır ve bu durum bu organın işlevselliğini zaman zaman sınırlamaktadır.
Keşke oylar daha eşit olsaydı diyelim!
Benim asıl umudum ise Ekonomik ve Sosyal Konsey'de idi; yazık ki orası da yeniden yapılandırılamadı...
Çünkü savaş ve silahlanma "para" demek... Para, bütçe demek... Bütçeyi veren halklar, karar sofrasında solda sıfırlar!
Bütçelerin disiplini konusunda Ekonomik ve Sosyal Konsey yaptırım olanağına kavuşsa, belki halkların da savaş ve silahlanma karşıtı dayanışması etkin kılınabilirdi...
Aslında tersi de doğrudur, halklar, kamuoyları yeterince söz söyleyebilseler, uluslararası kurumlar silahlanma karşıtı daha etkili kararlar alabilirdi...
"Olmuyor", diyelim, lafsalatasına devam edelim:
BM verilerine göre küresel silahlı çatışmalarda her yıl artan sivil kayıplar (özellikle kadınlar ve çocuklar arasında) ürkütücü boyutlara ulaşıyor...
UNICEF ve BM raporlarına göre (on binlerce) "çocuk asker" istihdamı hem devlet hem örgüt düzeyinde devam ediyor...
Evet sahadaki silahlar patlamaya devam edecek görünüyor!
Silahtan yana zengin, fakiri silahsız dünya!
Oysa, silahlanmaya ayrılan kaynaklar, yoksullukla mücadelede kullanılabilseydi, küresel sorunların çoğu hafifleyebilirdi.
Örneğin Birleşmiş Milletler Gıda Programı’na göre dünyada açlığı sona erdirmek için yılda yaklaşık 93 milyar dolar yeterli olabilir. Ki, bu rakam küresel askeri harcamaların küçük bir kısmı bile değil...
Benzer şekilde, temiz su gibi temel hizmetlere erişim için gereken küresel bütçe de yüz milyarlarca dolarla ölçülüyor.
Yılda 2 trilyon dolar uyuşturucu trafiğine harcanan dünyadan bunları beklemek ne kadar umudun akılcı sınırları içinde kalıyor,
o da ayrı soru tabii...
Özcesi insanlığın umudu başka baharlara kalıyor...
"Bir ağaç gibi tek başına ve hür; bir orman gibi hep beraber ve kardeşçe yaşanılan" baharlara!