Utku KABAKCI'nın 20 Ocak 2026 tarihli yazısı: Yapay Zekâda Verimlilik Saplantısı

Yapay zekâyı yalnızca hız, maliyet düşüşü ve üretim artışı gibi verimlilik göstergeleri üzerinden değerlendirenler, teknolojinin toplumsal etkilerini ya gözden kaçırıyorlar ya da yeterince önemsemiyorlar demektir. Oysa yapay zekâ, sadece kâr elde etme aracı değil, toplumsal yapıları dönüştüren, güç dengelerini yeniden şekillendiren ve etik sınırları zorlayan bir olgudur.

Yapay zekâ sistemlerinin en mühim boyutlarından biri, çoğu kez “yan etki” olarak isimlendirilen, fakat kapsamları bakımından merkezî bir öneme sahip olan neticelerdir. Mahremiyet ihlalleri, gözetim toplumunun derinleşmesi, karar alma süreçlerinde şeffaflığın azalması ve emek piyasalarındaki belirsizlik gibi durumlar söz konusu etkilere örnek olarak gösterilebilir.

Yapay zekâya ilişkin çalışmalar yürütülürken etik değerler kesinlikle ikinci plana itilmemelidir. Sosyal bilimlerin önemi işte tam da bu noktada ortaya çıkar. Ekonomi, siyaset, sosyoloji, hukuk, iletişim ve felsefe gibi disiplinler, yapay zekânın toplumsal bağlamını, normatif sonuçlarını ve güç ilişkileriyle olan bağını analiz etme imkânı sunar.

Yukarıda işaret edilen hususlar göz önüne alındığında, yapay zekânın toplumsal etkilerinin sağlıklı biçimde çözümlenmesi için disiplinler arası bir yaklaşım benimsenmesinin ve bu alana ilişkin politikaların salt verimlilik kaygısıyla hareket eden aktörlerin insafına bırakılmamasının önemi açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.