Cengiz URAL'ın 8 Kasım 2026 tarihli yazısı: Ankara, Bu Fuara Sahip Çık

Ankara’da yıllardır aynı cümleyi duyuyorum: “Bu şehir turizmden hak ettiği payı alamıyor.” Doğru. Peki, o payı büyütmek için önümüze gelen fırsatlara ne kadar sahip çıkıyoruz? Şehrin eksiklerini konuşurken gösterdiğimiz hevesi, elini taşın altına koyanların yanında dururken de gösterebiliyor muyuz?

19–21 Kasım 2026 tarihlerinde ATO Congresium’da düzenlenecek TRAVELEXPO ANKARA, 9. Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, tam da bu soruların karşılık bulacağı yer. Bu yıl iç turizmin geliştirilmesi ve kültür turizmi odağında gerçekleşecek fuar, Ankara’nın turizm iddiasını somut bir buluşmaya dönüştürecek. Üstelik bünyesinde Türk Dünyası Gastronomi Zirvesi de yer alacak.

Bir fuarın dokuzuncusunu yapmak, takvimden yeni bir tarih seçmek değildir. Her yıl katılımcıyı yeniden ikna etmek, maliyetleri karşılamak, kurumların kapısını çalmak, ziyaretçiyi harekete geçirmek gerekir. Atis Fuarcılık tarafından sürdürülen bu organizasyonun arkasındaki emeği, yalnızca kapılar açıldığında görünen stantlarla ölçemeyiz. O kapıların açılabilmesi için aylarca verilen mücadele var.

Atis Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Bilgin Aygül’ün bu süreçte neler yaşadığını bizzat görüyorum. Dışarıdan bakınca birkaç günlük etkinlik gibi duran işin gerisinde ne kadar ağır bir yük bulunduğunu biliyorum. Ankara adına bir organizasyonu ayakta tutmaya çalışmak, çoğu zaman Ankara’yı da bu organizasyonun değerine inandırmayı gerektiriyor. Asıl düşündürücü olan bu.

Başkentte turizmin gelişmesini istiyorsak, burada kurulan buluşmaların büyümesini de istemeliyiz. Otelcilerden seyahat acentelerine, restoranlardan alışveriş merkezlerine, belediyelerden üniversitelere, meslek örgütlerinden yerel medyaya kadar herkesin yapabileceği bir şey var. Katılmak, duyurmak, iş bağlantısı kurmak, ziyaretçi getirmek, programına almak… Destek dediğimiz şey yalnızca açılışa çiçek göndermekten ibaret kalmamalı.

İç turizm, kendi ülkemizi yeniden merak etmekle gelişir. Kültür turizmi ise bir şehrin hikâyesini anlatabilmesiyle güçlenir. Ankara’nın müzeleri, arkeolojik mirası, ilçeleri, mutfağı ve yaşayan kültürü bu bakımdan önemli bir birikim sunuyor. Fuar, bu birikimin turizm profesyonelleriyle ve seyahat etmeyi düşünen insanlarla buluşması için değerlendirilmeli. Ankara burada hem ev sahibi hem anlatılacak destinasyon.

Türk Dünyası Gastronomi Zirvesi de bu buluşmaya ayrı bir içerik kazandıracak. Mutfak üzerinden kurulacak temaslar, farklı coğrafyaları tanımanın ve kültürel yakınlığı seyahat merakına dönüştürmenin kapısını açacak. Turizmi yalnızca otel odası ve ulaşım bileti hesabıyla ele alan anlayışın ötesine geçmek için böyle içeriklere ihtiyacımız var.

Bilgin Aygül’ün çabasını kişisel bir ticari uğraş olarak görüp kenara çekilmek kolay. Fakat fuarın kazandıracağı hareketlilikten yararlanacak olan yalnızca düzenleyicisi olmayacak. Şehrin oteli, lokantası, taksicisi, esnafı ve kültür kurumları da bu hareketliliğin parçası olacak. Dolayısıyla sorumluluk da tek bir firmanın omuzlarına bırakılamaz.

Bugün verilecek destek, gelecek yıl daha güçlü bir fuarın kurulmasını sağlayacak. Herkesin birbirinden adım beklediği bir şehirde, ilk adımı atanları yalnız bırakmanın bedelini sonunda hepimiz öderiz.

Buradan açıkça sesleniyorum: Ankara bu fuara sahip çıkmalı. Atis Fuarcılık dokuzuncu kez bu zemini kurarken, kentin paydaşları da katılımlarıyla, iletişim güçleriyle ve iş birlikleriyle karşılık vermeli. Ankara için daha fazla turist, daha uzun konaklama ve daha güçlü tanıtım isteyen herkes, bu isteğini şimdi gösterebilir. Şehrin geleceği hakkında konuşmak için çok toplantı yaptık. Şimdi elimizdeki buluşmayı büyütme zamanı.