Mehmet KÜÇÜKEKEN'in 5 Ekim 2023 tarihli yazısı: Büyüklere Masallar!
‘’ Bir varmış bir yokmuş!’’ anahtarıdır masalların, bu cümleyi söylemeden masal dünyasına giremezsiniz bir de gece anlatılırsa ve mevsimlerden kış ise sobanın veya şöminenin başında kedi gibi yayılıp dinlerken uyuya dalıp, rüya aleminizde seyredip durursunuz masal kahramanlarını yaşıyormuş gibi.
Doğduğumuzda ninnilerle başlayan sanat hayatımız biraz büyüyünce masallarla ve odayı sahne yapıp, büyükleri de seyirci; oyuncaklar içinde doğaçlama skeçlerle devam ederdi okul başlayana kadar el bebek, gül bebek. Masalların etkisinde kimi prens, kimi prenses.
Büyükler de öyle sevmez miydi?
- Yakışıklı prensim benim!
- Güzel prensesim benim!
Çocuklar hayal ile gerçeği ayırt edemezler. Özellikle üç ile altı yaş arası çocukların hayal gücünün olabildiğince fazla işlediği, yaratıcılıklarının en üst düzeyde olduğu dönemlerdir. Bu dönemde çocuk için duyduğu ve gördüğü her şey gerçektir.
Bir zamanlar, annelerinin okuduğu masalları gerçek sanan çocuklar, şimdilerde televizyonlarda oynayan reklam kahramanlarını, dizilerde konu alınan olayları da gerçekliklerine özümsemiş durumdalar. Biz de zamanında öyle değil miydik? Masal-hayat iç içe büyüdük. Kimi zaman masalın içinde hayatı anlattılar benzetmeler katarak kimi zaman hayatın içinde masal gibi yaşadık.
Hayatın her alanında okulda, arkadaş çevresinde, mahallede, spor takımlarında, politikacılar arasında, askerdeki tertipler arasında herkesin kabul görmüş ve bilinen bir lakabı vardı. Atom Karınca, Minik Serçe, İmparator, Sarı Fırtına diye uzayıp giden listeden birkaç örnek sadece.
Cüneyt Arkın, Tarkan filmlerini izleyip, kendimizi onların yerine koyarak yaptığımız gerçekçi taklitleri unuttuk mu? Bruce Lee filmlerine ne demeli? Sinemaya seyirci olarak gir, Bruce Lee olarak çık. Bir anda sokaklarda binlerce Bruce Lee. Küçük Ev, Dallas, San Francisco Sokakları, Köle İsaura, Hayat Ağacı unutulmayan diziler. Temel Reis, Taş Devri, Şirinler, Uçan Kaz, Arı Maya, Şeker Kız, Heidi, Red Kit, Voltran da unutulmaz çizgi filmler. Teksas ve Tommiks okumadığınızı düşünmüyorum bile.
Oynadığımız mahalle maçlarında da sağ bek, sol bek, forvet, kaleci belirlemezdik. Herkes ne olacağını bilirdi zaten kendi sitiline göre;
- Ben kaleci Schumacher!
- Ben Tanju!
- Ben Maradona!
- Ben Pele!
- Ben Şifo Mehmet!
- Ben Kaptan Oğuz!
- Ben Hami!
Okul törenlerinde şarkı söyleyen öğrenciler de hangi şarkıyı söylüyorsa, o şarkıyı söyleyen sanatçının ismi ile anons edilirdi.
- 4-G Sınıfı öğrencilerimizden Fatma BAL; Sezen AKSU’nun ‘’SEN AĞLAMA’’ adlı şarkısını seslendirecek.
Rahmetli Adile NAŞİT’in anlattığı masallar ile kaç nesil çabucak büyüdü. ‘’Haydi Çocuklar Uykuya!’’ dediğinde tüm çocuklar hemen yatağına koşardı ikiletmeden. Masal kadar, masalı anlatan da önemlidir etki yönünden. Genel anlamda masal anlatıcısının bazı özellikleri:
·Güçlü anlatım yeteneğine sahip olmak.
·Diksiyonu düzgün olmak.
·Etkili iletişim becerilerine sahip olmak.
·Güçlü hitabet özelliği sergilemek.
Masal, olağanüstü özellik gösteren hayal ürünü anlatılardır. Kahramanların, zamanın ve mekanın belirsiz olduğu, hoşça vakit geçirmek için anlatılan bu hikayelerin kaynağı çok eskilere dayanır. Anlatılarda eğlendirirken öğretmek amaçlanır.
Dünyanın en eski ve meşhur masallarının başında Araplara ait olan ve doğu dünyasının hayal ürününü yansıtan “Binbir Gece Masalları” gelmektedir. Avrupa’da ise masallar 19. yüzyılda derlenerek yayınlanmıştır. Avrupa’daki masallara örnek olarak şunları söyleyebiliriz; Almanya’da Grimm Kardeşlerin Masalları, Danimarka’da Andersen Masalları ve Fransa’da Perrault Masalları.
Keloğlan masalları Türk edebiyatında büyük bir yer kaplamaktadır. Keloğlan’ın kurnazlığı ve üstün zekası ön plana çıkarılan özelliklerdendir.
Gelelim günümüze!
Şimdi masallar büyüklere anlatılıyor farkında mısınız?
Masalları ile bizleri uyutanlar kimler?
En çok hangi masalı dinliyoruz anlatıcılardan?
Sizin masal kahramanınız kim?
En etkili masal anlatıcısını biliyor musunuz?
Hayat içinde masallarla yaşıyoruz. Yalnız, anlatıcılar birilerinden sufle almakta ve en önemlisi masallar da birbirine karışmış durumda; Pinokyo Keloğlan rolünde, Gargamel Simbad olmuş, Şirin Baba Harikalar Diyarında, Prenses’den ayrılan Yedi Cüceler başka ülkeye mülteci olarak gitmiş.
Dünya gibi masal aleminde de gerilim artmış durumda; herkes Alaaddin’in Sihirli Lambası peşinde, Kutsal Kase ve Ahit Sandığı peşinde olan dünyalılar gibi. Anlaşılan her iki yerde de çarşı-pazar karışık ve stres tavan yapmış. Alaaddin’in Sihirli Lambası ile masal dünyası, Ahit Sandığı ile Dünyamız düzelecek görüşü hakim insanlarda. Ben, sadece vaktin çok yaklaştığını söyleyebilirim!
‘’Bu karışık ortamda ne yapmalıyız?’’ diye sorduğunuzu duyar gibiyim.
Zamanın ters, sohbetin faydasız, herkesin bezgin ve her başın binbir ağrı taşıdığı bu dönemde insanın kendi kabuğuna çekilmesi en doğru verilmiş karadır diye düşünenlerdenim.
Zaman öyle bir zaman ki!
Ne Keloğlan’a güvenilir, ne Simbad’a!
Ne Alice’nin Harikalar Diyarı’na gidilir!
Ne Şirinler Köyünde yaşanır!
Ne Alaaddin’in Sihirli Lambası’ndan çıkacak cinden medet beklenir!
Ne Red Kit ile dost olunur!
Ne Yedi Cüceler ile ticaret yapılır!
Ne Kaf Dağı’na çıkılır!
Unutmayalım ki!
Masallar ‘’Bir varmış bir yokmuş!’’ diye,
Destanlar ise ‘’ Ya İstiklal Ya Ölüm!’’ diye başlar.