Sibel BAY'ın 9 Temmuz 2025 tarihli yazısı: Yeni Nesil Sinema ve Diziler Neden Eskisi Gibi Etkilemiyor?

Bir zamanlar bir diziyi izlemek için haftalarca yeni bölümü bekleme sabrını gösterirdik. Vizyona girecek bir film için gün sayar, arkadaşlarla plan yapar, sinema salonuna girdiğimiz anda dünyanın geri kalanını unutabilirdik. Şimdi ise bir dizinin bir sezonunu bir gecede bitiriyor, ertesi gün adını bile zor hatırlıyoruz.

Dijital platformlar bize büyük bir konfor sağladığı yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Her şey elimizin altında, tek tuşla izlenebilir durumda. Ancak belki de tam da bu yüzden hiçbir sahnenin tadını çıkaramıyoruz. Çünkü izlerken aynı anda telefonda dolaşıyor, sosyal medyada yorumlara bakıyor, arada mesajlara cevap veriyoruz. Sahnenin içine girmemiz, karakterlerle bağ kurmamız artık eskisi kadar kolay değil.

Değişen izleme pratikleri ile birlikte bir de içerik bolluğu söz konusu hale geldi.Eskiden bir dizinin yayında olması olaydı, şimdi her gün yeni bir dizi başlıyor, her hafta onlarca film ekleniyor. Bu kadar çok seçenek arasında bir hikâyeye tutunmak, beklemek, sabretmek ve sonunda “iyi ki izlemişim” demek zorlaşıyor. İzlediğimiz hikâyelerin çoğu birbirine benziyor, özgünlük ararken kalabalıkta kayboluyor.

Bir diğer mesele, üretim hızının yaratıcılığın önüne geçmesi. Platformlar sürekli içerik üretmek zorunda olduklarından senaryolar derinleşemiyor, karakterler aceleyle yazılıyor, hikâyeler hızlı tüketiliyor. Bir filmin veya dizinin “kült” olabilmesi için izleyicide iz bırakması gerekir; ancak ne izleyici buna vakit ayırabiliyor, ne de içerikler buna izin veriyor.

Belki de asıl sorun, sadece izleyici alışkanlıklarında değil, hayatın hızında. Eskiden izlemek için zaman ayırır, odaklanır, kendimizi o dünyaya bırakırdık. Şimdi bir sahne sıkıcı geldiğinde ileri sarıyoruz, uzun diyaloglarda başka ekrana kayıyoruz. Çünkü artık beklemeye sabrımız kalmadı. Anında tüketip, hemen bir sonrakine geçmek istiyoruz.

Sonuçta yeni nesil sinema ve diziler kötü olduğu için değil, onları tüketme biçimimiz değiştiği için eskisi gibi etkilemiyor. Belki de bazen kendimize şu hatırlatmayı yapmalıyız: Bir filmi izlemek, sadece bitirmek için değil, hissetmek içindir. Bir diziyi izlemek, sadece “ne olmuş” diye öğrenmek değil, karakterlerle bir yolculuğa çıkmaktır.

Bu yüzden belki bir gün, bir sahnede durup bir repliği tekrar dinlemek, bir karakterin gözlerindeki ifadeyi yakalamak için zamanı yavaşlatabiliriz. O zaman belki yeniden, bir film ya da bir dizi bizi eskisi gibi derinden etkileyebilir.