Dr. R.Bülend KIRMACI’nın 17 Şubat 2026 tarihli yazısı: "Halk için Sanayi"...

Sanayileşmeye özel bir önem veriyorum, naçizane yazılarımda sıkça işlemeye çalışıyorum.

TMMOB Sanayi Kongresi 2025, 19–20 Aralık tarihlerinde Ankara’da yapılmış...

Kongrenin ana teması:

"Sanayi, halk için olmalı"!

Bu ana fikir aynı anda yıllardır süregelen serbest piyasa ekonomisine güçlü bir itirazı çağrıştırıyor.

Kamucu, halkçı bir ekonomiye olan ihtiyacımız artık gün gibi, güneş gibi bir gerçek.

Bir, zorunluluk...

Kongre ana düşünceyi buradan alıyor ve tamamlıyor: "Teknoloji, savaş için değil barış için kullanılmalı"...

Toplumun refahı ve toplumların barışı için değerlenecek bir sanayileşme ve teknoloji doğal olarak "insancıl yaşamı büyüten" bir üretimi getirecek ve besleyecek...

Böylelikle ekmek herkese yetecek!

Bana da gönderilen basın bültenine göre; anılan Kongreye giden süreçte yapılan toplantılarda "sanayi politikaları, savunma sanayii, Ar-Ge ve teşvik sistemleri" masaya yatırılmış...

Katılımcı bir süreçte olgunlaşan Kongre yolunda beliren tespitler ise şöyle:

1.Neoliberal küreselleşme dönemi kapanmıştır.

2.Yeni lanse edilen stratejiler planlama ve kalkınma eksenli değildir;

3.Büyük teknoloji tekelleri bu yeni dönemin asli aktörleridir.

4.Veri, yapay zekâ ve dijital altyapılar üzerinden piyasalar ve toplumlar ve siyaset şekillendirilmeye çalışılmaktadır...

İşte kamucu, halkçı bakış bu gelişmeye kaygı dolu bir "isyan" bakışını da barındırıyor.

Gerçekten, ekonomik durgunluk, gelir eşitsizliği, savaşlar, iklim krizi ve otoriter rejimlerin birbirini beslediği ve silahlanma yarışının hızlandığı bir dünya,

yalnız emeğin değil özgür düşüncenin ve dahası rekabetçi sistemin düşmanı...

İnsancıl ve hakça bir Dünya ise doğanın ve insanın gerçek dostu...

Kongre işte bu anlayışa da bilimsel bir katkı sunmuş bulunuyor...

Teknoloji ve Sanayi halkın çıkarı, toplumsal yarar ve doğal dengeye yaraşır yapılanmalı!

Uluslararasında gerçek bir dayanışmaya katkı sağlanmalı...

Ve Türkiye'miz...

Planlı bir sanayileşme politikasıyla, katma değer sağlayan teknolojik gelişmeye dayalı üretim kalibresini yükseltmeli,

İthalata bağımlı olmadan kalkınmasını süre istikrarına ve sürekliliğe kavuşturmalı...

Öte yandan ülkemizde "uzun çalışma saatleri", "istihdam açığı" ve "iş güvencesizliği" gibi sorunlar mutlaka aşılmalı...

İşte bu konularda da, TMMOB net bir alternatif sunuyor...

"Kamucu, planlı, bağımsız ve halkçı bir kalkınma modeli.

Beş yıllık kalkınma planlarının yeniden bağlayıcı hale getirilmesi.

Stratejik sektörlerde kamu mülkiyetinin güçlendirilmesi.

Bilim ve teknolojinin toplumsal fayda için kullanılması."

Evet tüm tespitler şu sloganda ifadesini buluyor: "Halk için sanayi. Barış için teknoloji. Yaşam için üretim."

Kongrenin verimini dikkatle irdelemek gelecek açısından da yararlı olabilir diyor, tüm emek-daşları kutluyorum...