Dr. R.Bülend KIRMACI'nın 24 Şubat 2026 tarihli yazısı: Türkiye'de Öğretmenlerin Bitmeyen Sorunları!
Öğretmenler, insanla ilgili en değerli sanatkarlar; toplumun geleceğinin de mimarlarıdırlar.
Ne ki, öğretmenlerin sorunları bir türlü aşılamıyor; eğitim sistemi ticarileştikçe de bu sorunlar ağırlaşıyor.
Türkiye’de eğitim sisteminin yükünü, omuzlarında kendi yüklerini taşıyan, öğretmenler taşıyor.
Resmî verilere göre ülkemizde yaklaşık 1 milyon 190 bin öğretmen görev yapıyor.
Bunların büyük bölümü devlet okullarında çalışıyor.
Öte yandan özel okullarda çalışan öğretmenlerin de "piyasa koşullarının" altında ve iş güvencesi bakımından zorlu ortamlarda emek verdikleri biliniyor.
2026 yılı itibarıyla kamu okullarında kadrolu bir öğretmenin maaşı derece ve kademesine göre yaklaşık 64 bin ile 72 bin TL arasında değişiyor.
Bu maaşlar önceki yıllara göre artmış olsa da, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının 80 bin TL’ye yaklaşması, öğretmenlerin alım gücünü sınırlıyor.
Evet maalesef pek çok öğretmen hâlâ ek ders ya da ek gelir arayışı içinde bulunuyor.
Öte yanda, eğitim alanı da planlamadan nasibini almadığı için, öğretmenlerin atama sorunu devam ediyor.
Bu bağlamda, atama bekleyen öğretmen sayısının ciddi rakamlarda olduğu ifade ediliyor.
Tablo şöyle şekilleniyor: öğretmen açığı var ve bu açık, ücretli öğretmenlik uygulamasıyla kapatılmaya çalışılıyor.
Gerçekten, Türkiye genelinde 90 bin civarında ücretli öğretmen görev yapıyor.
Bu öğretmenler kadrolularla aynı dersi anlatıyor ancak yaklaşık yarı yarıya ücret alıyor. (Yaz aylarında bu gelirleri kesiliyor.)
Sorunların sonu gelmiyor: Öğretmenlerin iş yükü her geçen yıl artıyor...
Haftalık toplam çalışma süresi çoğu zaman 45–50 saati aşıyor.
O arada yapılan sendikal araştırmalar, öğretmenlerin yarıdan fazlasının tükenmişlik yaşadığını ortaya koyuyor.
Üzülerek söylemek gerekir ki; son yıllarda öğretmene yönelik sözlü ve fiziksel şiddet vakalarında da artış var.
Bu utanç karinesi ve verisi: öğretmenlerin yaklaşık dörtte birinin, meslek hayatında en az bir kez şiddete maruz kaldığını belirliyor.
Dahası, öğretmenlerin eskisi gibi bankası da, tatil köyleri de yok!
Serbest piyasa eğitimi ve bileşenlerini adeta perdenin gerisine itmiş durumda...
Oysa, öğretmen güçlendirilmeden eğitim güçlendirilemez.
Maaş, atama ve çalışma koşulları ve sosyal haklar, birlikte ele alınmadıkça sorunlar ötelenmiş olur.
Evet, eğitimde gerçek reform, öğretmeni merkeze almakla başlar...
Öğretmenler, baş tacımızdır!