Dr. R.Bülend KIRMACI'nın 13 Ekim 2026 tarihli yazısı: Kalkınmanın Yeni Yol Haritası: Nitelikli Üretim ve İstihdam...
Dünya ekonomisi yeni arayışların ve giderek derinleşen eşitsizliklerin çetrefilleştiği bir dönemden geçiyor.
Konvansiyonel kalkınma modelleri sorgulanıyor. Hem de adam akıllı sorgulanıyor.
Öyle ki, sanayileşme, teknolojik ilerleme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiler yeniden değerlendiriliyor.
Şundan dolayı;
Üretim artarken istihdamın aynı ölçüde artmaması, ekonomik büyümenin toplumsal refaha yeterince yansımaması, kalkınma anlayışının yeniden ele alınmasını gerektiriyor.
Bu, kaçınılmaz bir muhasebedir...
Gerçekten, Nobel ödüllü iktisatçı Joseph E. Stiglitz ile kalkınma ekonomisinin önemli isimlerinden Dani Rodrik, Sanayi ve Toplum dergisinin Temmuz–Ekim 2026 tarihli 14–15. sayısında yayımlanan “Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Yeni Bir Büyüme Stratejisi” başlıklı çalışmada bu dönüşüme, bu devinime dikkat çekiyorlar.
Yazarlar, geçmişte başarılı sonuçlar veren ihracata dayalı sanayileşme stratejilerinin, değişen dünya koşullarında kalkınmanın tek başına yeterli güvencesi olmaktan uzaklaştığını belirtiyorlar.
Artık küresel alanda yansıması aranan, "yeni kalkınma politikaları" zorunlu!
Kuşkusuz her daim sanayi üretim kapasitesi, ekonomik gelişmenin temel dayanaklarından biridir.
Ne ki sanayileşmenin niteliği, üretim miktarı kadar önemli...
"Nitelik" deyince tespit şudur: İthal girdilere bağımlı, düşük teknolojiyle çalışan, sınırlı katma değer üreten ve ücretleri baskılayarak rekabet etmeye çalışan ekonomik yapıların sürdürülebilir refah yaratması güçtür...
Bu ana düşünce temelinde; Türkiye'nin ihtiyacı: yalnızca daha fazla üretmek değil; daha verimli, daha nitelikli ve de daha yüksek katma değerle üretmektir.
Bu nedenle ve erekle: Sanayi politikaları, tarımsal üretim ve hizmetler sektörünün gelişimiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Tarımda verimlilik, sanayide teknoloji ve hizmetlerde nitelik artışı birbirini destekleyen bir ekonomik bütünlük oluşturmalıdır.
Bu da bizim ödevimiz ve başarırsak Nobelimizdir.
Dönelim Stiglitz ve Rodrik'e...
Rodrik ve Stiglitz, "yeni kalkınma stratejisinde" özellikle iki alanı öne çıkarıyor: Yeşil dönüşüm ve emek yoğun hizmetler.
Şöyle açılabilir: Yeşil dönüşüm, yalnızca çevresel kaygılarla sınırlı görülmemelidir.
Yenilenebilir enerji yatırımları zaten, enerji verimliliği, yeni üretim teknolojileri ve çevre dostu sanayi faaliyetleri önemli ekonomik fırsatlar sunmaktadır...
"Enerjide dışa bağımlılığı azaltan, yerli teknolojiyi geliştiren ve üretim maliyetlerini düşüren yatırımlar"!
'Tam bizliktir' ve Türkiye açısından ayrıca stratejik değer taşımaktadırlar...
Diğer önemli alan ise hizmetler sektörüdür.
Ancak hizmetler sektöründe düşük ücretli ve verimsiz işlerin çoğalması yerine, insan emeğinin niteliğini yükselten bir dönüşüm hedeflenmelidir.
Gelelim önemli bir noktaya:
Ekonomik kalkınmanın yönünü yalnızca piyasa hareketlerine bırakmak, özellikle yapısal sorunlar yaşayan ülkelerde beklenen sonuçları vermeyebilir. Vermemiştir!
Bu bağlamda ve anlamda kamu yönetiminin görevi, üretken yatırımları desteklemek, teknolojik gelişmeyi teşvik etmek, eğitim ile istihdam arasındaki bağı güçlendirmek ve ekonomik kaynakların verimli kullanılmasını sağlamaktır. (Burada bilerek "kamu yönetimi" diyorum çünkü bu konu siyaset üstü bir konudur.)
Öyledir ve şöyledir: Kaynakların ayrıcalıklara, verimsiz harcamalara ve kısa vadeli kazançlara yönelmesi kalkınmanın önündeki önemli engellerdendir...
Türkiye'nin sanayi, tarım ve hizmetler alanında bütüncül bir kalkınma programına ihtiyacı bulunmaktadır.
Bu programın temelinde üretken yatırımlar, bilimsel araştırmalar, teknoloji geliştirme, mesleki eğitim ve bölgesel kalkınma öncelikleri yer almalıdır.
Dahası, gelir dağılımındaki adaletsizliklerin azaltılması, çalışanların satın alma gücünün korunması ve fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi, kalkınma politikalarının ayrılmaz parçaları olmalıdır.
Ve Türkiye açısından öncelik, üretimi artırırken gelir dağılımını iyileştiren, teknolojik gelişmeyi istihdamla buluşturan ve ekonomik ilerlemeyi toplumsal refaha dönüştüren politikalar geliştirmektir.
Rodrik ve Stiglitz'in ortaya koyduğu yeni kalkınma yaklaşımı, bu yöndeki tartışmalara önemli katkılar sunuyor ve gelip makalemize konu olması da bize bunları hatırlatıyor...